Haftanın Gündemi

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Sosyal Medya

DİN TÜCCARLARI

2798'kez görüntülendi

Mehmet Akif ve din tüccarları

 


Mehmet Akif’i İstiklal Marşı ve Çanakkale Şehitleri adlı eserlerinden tanıyoruz. Hâlbuki bu iki şiir, onun hayatında ve eserlerinde sadece küçük bir yer tutar. O cemiyet hayatı, sosyal yaralar, bilhassa din üzerinde kafa yormuş, gözlemler yapmış, tenkit etmiş ve uyarmıştır.

“Yanlış din telakkisi”, “dinin hükümlerini menfaatlerine yontma”, “kadın hakları”, “fukaralık”, “Tevekkül”, “tembellik ve miskinlik”, “kahveler ve meyhane”, “iktidarların zulmü”, “din tüccarlığı” gibi pek çok konuyu işlemiş, sorumluları ve ilgilileri taşlamıştır.

Bugünün din tüccarları, zaman zaman Akif’ten bahsediyor, sanki kendilerinin Akif gibi düşündüklerini, onun yolundan gittiklerini millete yutturmaya çalışıyorlar.

Her konuda olduğu gibi, bu mevzu da da cahillik içinde olduğumuzdan sahi zannediyoruz.

Akif, bize, her hecesi altın değerinde 600 sayfalık bir Safahat bırakmıştır.

Onu okuduğumuz zaman, Akif’in “din tüccarlarıyla hiçbir yakınlığının olmadığını,

“Yakınlık” ne demek? Bütün gücüyle onların karşısında durduğunu, onları yerdiğini, onlara yumruk gibi ağır sözlerle vurduğunu göreceğiz.

“Safahat’ı okuduğumuz vakit, kaya sağlamlığında, hepimize emsal olacak bir karakter adamını yakından tanıyacağız. Yüz yıl önce söylediklerinin nasıl bugünleri de kapsadığını hayretle müşahede edeceğiz!

“Safahat’ın ilk bölümündeki, birkaç mısraına bakalım...

Bir asır öncesini tasvir ederken, bugünlere de nasıl kuvvetli bir ışık tuttuğunu hayretle görelim. Yaşasaydı, “din tüccarları”na daha neler söyleyebileceğini hayal edelim:

 

SÜLEYMANİYE KÜRSÜSÜNDEN

 

Sığmıyor en büyük endazeye işler artık;

Saltanat namına, din namına bin maskaralık...

Ne felaket, ne rezaletti o devrin hali!

Başta bir kukla, bütün milletin istikbali

İki üç kuklacının keyfine mahkûm olmuş:

Bir siyaset ki didiklerdi, eminim Karakuş!

Nerde bir maskara sivrilse, hayâsızlara pir,

Haydi bakanlar kuruluna!... Ya bâlâ*, ya vezir!

Ümmetin haline baktım ki: Yürekler yarası!

Ne bir ekmek yedirir iş, ne de ekmek parası.

...

Hele ilmiyye, bayağıdan da aşağı bir turşu!

Fetva kapısı denen daire ümmi koğuşu.

Ana karnından icazetlidir, ecdada çeker;

Yürüsün, bir de sarık, al sana kaadîasker**!

Vekiller neydi ya? Jurnalci, müzevir, adi;

Ne Hûd’a korkusu bilmiş, ne utanmış ebedî,

Güç okur, hiç yazamaz, bir sürü hırsız çetesi...

Hani, can sağlığıdır doğrusu bundan ötesi!

 

 



Yazan: f Ekleme Tarihi: , Kategori: Şiir

Bir Portre

Bir Ayet

“Onlar kendi canları çektiği hâlde, yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler: «Biz sadece Allah rızâsı için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azâbına uğramaktan) korkarız.» (derler). İşte bu yüzden Allah, onları o günün fenâlığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.” (el-İnsân, 8-11)

Hikmetli Bir Söz

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.(Kırk Hadis)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com