Haftanın Gündemi

Kiminiz mezhep, parti dernek, kiminiz vakıf tarikat, Tevhidi parçaladınız, budur acı hakikat. Vaz geçin bu küfrünüzden, topluca sarılın Allah’a, Yeter artık yıkılsın, İslam’a kurduğunuz barikat. (A.K.U)

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Sosyal Medya

Kalem Suresi (17-52. Ayetler)

2220'kez görüntülendi
KALEM SURESİ (17-52. AYETLER) Kalem suresinin ilk bölümünde ekonomik ve askeri gücü elinde tutan, ahlaki yapısı kirlenmiş ve kokuşmuş yöneticiler ile onların uyduları, peygamberimize ve ona vahyedilen ilahi mesaja karşı hiç bir etik kural tanımadan saldırdıkları ifade edilmişti. Bu küfür cephesinin tevhidi duruştan bir kerte de olsun koparıp geriletmek için peygambere yağcılık yaparak taviz istedikleri, ancak bu güruha, vahyin bütünlüğünü bozacak bir yaklaşım içerisine girilerek taviz verilmemesi gerektiği ifade edilmiş ve dünün cahiliyesi ile günümüz cahiliyesi arasında küfrün niteliği bakımından fazlaca bir değişikliğin olmadığı belirtilmişti. Bu bölümde ise vahyin evrensel olması ve günümüze de ışık tutması nedeniyle, ekonomiyi diledikleri gibi yönlendiren küresel kodamanların ve onların uyduları, ihtiyaç sahiplerini gözetmedikleri için Sünnetullahın değişmez yasası gereği (Ahzab-62) bahçe sahiplerinin karşılaştıkları ceza gibi kendileri de ceza ile yüz yüze gelebileceği bildirilmektedir. Bugünün ekonomiyi yönlendiren bahçe sahipleri küresel bazda yer alan bir avuç küfür ehli kodamanın, neredeyse her ülkede uydu kodamanlarla işbirliği yaparak, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler olarak kategorize ettikleri ülkelerin, ekonomik değerlerini kendi çıkarlarına kurban ettikleri görülmektedir. Dünün cahiliyesiyle ikiz kardeş olan günümüz kodamanların elinde, dünkünden daha kuvvetli medya ordusu da bulunmaktadır. Bu medya ordusunun yapmış olduğu dezenformasyon ile her devlet için farklı farklı usulleri uygulayan bu güruhun, çıkarları evrensel insani değerlerin üstündedir ve çıkarları için eli kanlı diktatörlerle işbirliği yapmaktan çekinmezler. Onların dini-imanı, kâfir olarak yerin dibine geçirilen Kaarun gibi para tapıcılığıdır. Fakirler onlar için sadece rakamlardan ibarettir. Onlar yoksulun yanında olmak şöyle dursun Ekonomik terör olan faizi, onların elindeki bir lokma ekmeğe de uygulayarak o bir lokma ekmekten bir parça koparma peşindedirler. İşte bahçe sahiplerinin başına gelen bu tarzdaki belanın, bu çağda da er geç küresel bahçe sahiplerinin başına toplu olarak gelmese de tek tek gelebilecektir. 17- Biz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi. 8- İstisna da etmiyorlardı 19- Fakat onlar uyurken dolaşıcı bir belâ onu sardı da, 20- Bahçe simsiyah kesiliverdi. 21- Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler: 22- "Haydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye. 23- Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı. 24- "Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diyorlardı. 25- (Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler. 26- Fakat bahçeyi gördüklerinde: "Biz herhalde yanlış gelmişiz" dediler. 27- "Yok, biz mahrum edilmişiz." (dediler). 28- İçlerinde en makul olanı şöyle dedi: "Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim?" 29- "Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz." (dediler). 30- Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.31- Yazıklar olsun bize, dediler, biz azgınlarmışız. 32- Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimize yönelir, ondan umarız.33- İşte azap böyledir. Elbette ahiret azabı daha büyüktür. Fakat bilselerdi. 34- Kuşkusuz korunanlar için de, Rableri katında nimetleri bol bahçeler vardır. 35- Öyle ya, teslimiyet gösterenleri suçlular gibi tutar mıyız hiç? Bu ayet demetinde dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan birisi de bahçe sahiplerinden makul/vasat kişinin davranışıdır. Bu kişi; Allah’ın (cc) kendilerine ikram ettiği ürünlerden yoksulunda hakkının verilmesi gerektiğini söylemesine rağmen diğer bahçe sahipleri gibi davranarak onlarla eylem birliği içerisine girmiş olmasıdır. (İşin ilginç yanı Başbakan Erdoğan’ın, dillendirdiği faiz lobisi ve birleşmiş milletlerin daimi üyelerinin zulmünden şikâyetçi olduğunu söylüyor ancak ülkemizin iktidarıyla, muhalefetiyle biri birilerinden beslenerek kendi kodamanlarını/kaarunlarını/burjuvasını üretmekle kalmıyor bu küresel kodamanların dayattığı, halkı etnik ve mezhepsel olarak bölerek çatıştıran rejimi/sistemi, ülkemizde uygulamakta bir beis görmüyor olmalarıdır. Ve bu kodamanların küfür rejimini uygularken de İslami argümanlar kullanarak bahçe sahiplerinde anlatılan o makul/vasat kişiye benziyor olması ne yaman bir çelişkidir/benzeşmedir öyle değil mi? Kemal Kılıçdaroğlu’nun Hz. Muhammed için “tarihin en büyük devrimcisidir” sözünü ifade etmesi de bize gösteriyor ki dini terminolojiyi kullanmak İslamcılara rant sağladığı gibi İslam’i değerlerin çoğuna düşman olan CHP de bundan nasiplenmek istemesidir.) Bahçe sahiplerinin ürünlerinin yok olmasına neden olan bahçelerindeki ürünleri mutlaka devşireceklerine dair yalnız Allah’ın (cc) bildiği yarına ait (yani gayp) hüküm vermeleri (Kehf-23-24, Neml-65) ve yoksulu dışlama suçunu birbirilerinin üstüne atmaları şöyle dursun. "Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim?" uyarısı yapan makul/vasat kişinin yoksulların dışlanmaması gerektiğini önceden ikaz etmesine rağmen bu ikaza kendisi de riayet etmeyerek çiğnemiş olduğudur. Makul/vasat kişinin bu yanlışı nedeniyle kendi bahçesinin diğer bahçe sahipleri gibi yok olmasına engel olamamıştır. Yani bir kişinin niyetinin iyi olması eğer ameline yansımıyorsa (teori-pratik çatışması) ona hiç bir faydasının olmadığı gerçeğidir. Eğer o makul/vasat kişi uyarısında kararlı olup da ona göre davranmış olsaydı (niyet-amel örtüşmesi) “Öyle ya, teslimiyet gösterenleri suçlular gibi tutar mıyız hiç? Ayeti Kerimesi gereği kendi bahçesi bu beladan hasarsız kurtulmuş olacak ve diğerlerine de büyük bir ders verilmiş olacaktı. Ancak böyle davranmamış kendisi de kaybedenlerden olmuştu. Ayrıca bahçe sahipleri yoksulun hakkını vermeyerek zalim olduklarını kabullenmeleri, sonradan ah vah etmeleri ve bin pişman olmaları, kendilerine bahçelerini geri getirmemiştir. Diğer yandan bu kişilerin Rablerini tanıdıkları (Allah’a (cc) inanan bir topluluk) "Rabbimizi tesbih ederiz” sözünü dile getirmeleri günümüz İslam coğrafyasının yöneticilerine benzemesi bakımından akıl sahipleri için gerçekten dikkate şayandır. Allah (cc), mülkün tek sahibidir. (Mülk-1) Yarattığı insanları kimini kiminden mal-mülk bakımından farklı kılmıştır. Kendisine mal-mülk verilenler bunu kendileri için bir mükâfat olarak görmemesi ve kısıtlı imkânlara sahip olanların ise bunu kendileri için bir cezalandırma olarak değerlendirmemeleri gerekir. Bu ilahi paylaştırmanın bir sınav olduğu (Enam-165) ve biri diğerine iş gördürmek için Rabbimizin bu şekilde karar aldığıdır.(Zuhruf-32) Allah (cc) her canlının rızkını kendisinin üslendiği ancak bahçe sahipleri benzeri günümüz emperyalist/kapitalist kodamanların ve onların tayin ettiği ülke yöneticileri ile işbirliği içerisinde ki uydu kodamanların ihtiyaç sahiplerinin hakkı olan ve onurlu yaşamlarını sürdürmeleri gereken rızıklarını adil olarak paylaştırmamış Kaarunlaşma yolunu tercih ederek Allah’ın yasasını (Sünnetullah) ihlal etmişlerdir. Bu kişiler, Allah (cc) tarafından kendilerine, fakirlerinde hakkının verilmesi içinde ihsan edilen, dünyada hiçbir insanın aç ve açıkta kalmayacak kadar büyük mülkün, kendilerine Allah (cc) tarafından verildiğini unutarak sırf kendi akıl ve zekâsıyla bu mülkü kazandıklarını vehmine kapılarak şımarırlar. Böyle bir anlayışa sahip olanlar şunu iyi bilmelidirler ki yoksulun payını vermeyerek şımaranların Kaarun gibi malı ve mülküyle beraber yerin dibine batırıldığı gibi cezalandırılırlar. Bundan daha acısı ise bu gibi kişilerin ahirette kaybedenlerden olmalarıdır. Kaarunun bu acı sonu günümüz emperyalist/kapitalist kodamanların/Kaarunların ve onların uyduları için birer ibret vesikası olmalıdır. (Kasas 76-83) 36-Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz? 37- Yoksa size ait bir kitap var da onda mı okuyorsunuz? 38- O kitapta, "beğendiğiniz her şey sizindir" diye mi yazılı? 39- Yoksa "ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var? 40- Sor bakalım onlara, içlerinden ona kefil hangisi? 41- Yoksa ortakları mı var onların? Doğru iseler ortaklarını getirsinler. 42- O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler. 43- Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı. İnsan hayatını tanzim eden Yüce Rabbimiz, bu tanzimin kendi rızası dışında inşa edenlerin bu eylemlerini kanıtlayacak ve kendisinden onaylı delilleri orta yere koymalarını ve her türlü hükmü verebilecek ortakların ve kitapların olduğunu ispat edecek kefilleri de tanıklığa çağrılıyor. Bu ilahi çağrıya cevap veremeyeceklerini çünkü kendisinin böyle bir onay vermediği ve her türlü hükmü verecek özgürlüğü insanlara tanımadığını bahçe sahiplerinin üzerinden siyasal, ekonomik ve toplumsal yapılanmaların mutlaka ilahi proje standartları çerçevesinde yapılması gerektiği zira ilahi proje standartları çerçevesinde yapılmaması durumunda ise akıbetlerin cehennem olacağı mesajı verilmektedir. (Ahzap-36) Bu uyarı ölüm gelip çatmadan evvel secdeye/teslimiyete davet ediliyor olması, onlara Rabbimizin engin merhametinin sonucudur. Ancak bu davete kulak asmayarak ölen insanların ahiretteki teslimiyetin kendilerine hiçbir faydasının olmayacaktır. Çünkü secde/teslimiyet bu dünyada kendisine ikram edilen ömür sermayesi içerisinde olmalıdır. 44- Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız. 45- Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır. 46- Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar? 47- Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar? İnsanlara, yalnız ve yalnız ilahi mesajla giden davetçilerin karşılaştığı olumsuz tepkilerden en önemlilerden birisi de yürüyen Kur’an olan peygamberimizin ayeti kerimede geçtiği gibi

Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2013-08-10 , Kategori: Makale

Bir Portre

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 1- Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır. 2- Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et. 3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz. (Zümer 1-3)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com