Haftanın Gündemi

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Sosyal Medya

KADIN DİLİNİ ERKEK ELİNİ KISA TUTMALI

388'kez görüntülendi
KADIN DİLİNİ ERKEK ELİNİ KISA TUTMALI




Huzurun ve sükûnetin membaı olması gereken aile kurumu, eşler ve çocukların yaratılış gayesine yani ilahi projede belirlenen kriterlere uygun davranış sergilemediklerinden dolayı, aile içi çatışmanın toplumum her kesiminde de (kendini Müslüman olarak tanımlayanlarda) giderek yaygınlaştığı bir çağı yaşamaktayız.

Bu çatışmayı/çatışmaları en aza veya sıfıra indirerek önlemenin ve barışa dönüştürerek ve barış içerisinde yaşamanın ancak vahiyle mümkün olacağı ve bu nedenle vahye uygun olmayan hiçbir projelerden de olumlu sonuçlar almanın imkânı bulunmayacaktır.

Aile içi çatışmaların/şiddetin ortadan kaldıracak vahye uygun esasları vardır ve müslüman için bu esasları; sabır, sadakat ve saygı olarak sıralayabiliriz. Evlilik kurumunun bu sacayağı olarak tanımlayacağımız esasları, evlilik kurumunun olmazsa olmaz bileşenleridir.

Allah, (cc) yarattığı erkeğe ve kadına farklı anatomik yapılar ve bu yapılara uygun asli roller yüklemiştir. Bu asli roller, biri birilerine üstünlük sağlamak, eşitlenmek veya baskı kurmak amacıyla verilmemiştir. Her iki cinste, kendilerine yüklenen asli rolleri, diğerinin rolünü kapmadan ve diğerinin asli rolüne soyunmadan yerine getirmekle mükelleftirler. (Nisa 34)

Kendisine aile reisliği verilen Müslüman bir erkek, kendisine emanet olarak verilen eşine sadakat göstermeyerek emanete ihanet edemez. Kadında, evdeki düzenin sağlanması için aile reisine vahyi çerçeve içerisinde itaat ederek sadakat göstermek zorundadır. Bu itaat, kadını küçültmez. Erkekte, aile reisi olması onu yüceltmez. Çünkü Yüce Allah’ın verdiği bu yapılanma onların huzuru içindir. Yoksa biri birine baskı kurmak veya üstünlük kurmak için değildir.

Ancak bazı malum çevrelerin kendi evindeki işler dışında çalışmayan kadınları ev kadını diyerek aşağılamaları (ki aileyi ayakta tutmak, çocukları ahlaklı yetiştirmek için çabalayan kadınlar, ev dışında çalışanlar kadar topluma  katkıları vardır) ve kadın ve erkeği eşitleme çabaları ise insan kimyasını bozma girişimlerinden başka bir amaç taşımadığından dolayı şeytani bir argümandır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.(Isra-27)

Evlilik kurumunun bileşenleri olan sabır, sadakat ve saygı unsurlarından birisinin örselenmesi veya yok olması durumunda, evlilik kurumunun huzur ve sükûn veren sıcak bir aile yuvası olmaktan çıkararak huzursuzluğun ve çatışmanın hatta hayatın veya hayatların sonlanmasının/sonlandırılmasının meydana geldiği adeta bir savaş mekânına dönüştürebilir. O halde bu gibi çıkışları yaparak hayat boyu ıstırap çekme yerine biraz sabırlı davranarak kadın dilini, erkekte elini kısa tutmalıdır. Baldan tatlı olan ve bir süre sonra yok olacak olan öfkeyi tatmayarak onu kontrol altında tutarda öfkeye yenilmez ve birde inatlaşma da olmazsa bu davranışı ona aile yuvasının darbe alarak sarsılmasını önlemiş olacaktır. Çünkü her sarsıntı, yuvanın mukavemetini zayıflatacağını ve bu nedenle, artık çok küçük sarsıntılara dahi dayanamayarak yıkılacak duruma gelebilecektir. Unutulmaması gerekir ki inat etmek egoizmin yavrusudur.

Kadının dili, erkeğin dilinden, erkeğin elini de kadının elinden güçlü yaratılmıştır. Kadın erkeğin, erkekte kadının özlük haklarına yani Allah’ın (cc) kendilerine verdiği bu üstünlükleri ve kendilerine yüklenen vahyi sorumlulukları da göz önüne alarak kadın, dilini kullanırken çok dikkat etmeli ve erkeği tahrik ederek elini kullanmasına sebebiyet vermemelidir. Erkekte kadının güçlü olan dilini kullanmasına sebebiyet verecek tahrikten kaçınmalı ve kadının özlük haklarına saygı göstermelidir.Untmamak gerekir ki dil yarası da en az el yarası kadar tahrip edicidir.

Kadın dilini, erkek elini kısa tutmayıp ilahi proje dışına çıkıldığında, yani bu iki gücü, el ve dil, silah olarak kullandığı zaman tartışmanın dozunun artarak fiziksel müdahaleye dönüşerek ölümlerin yaşandığı ve bu çatışmaların sonuçlularıyla ilgili dağılan ailelerin ve onların çocuklarının ıstırap görüntülerini, her Allah’ın günü canlı örneklerini maalesef çevremizden, görsel ve yazılı basından yüreğimiz sızlayarak izliyoruz.

Yüce Rabbimiz, gönüllerin sükûna/huzura kavuşması için eşini var etmesi (Araf-189) aslında eşlerin birbirlerine muhtaç olduğu anlamına gelmektedir. Çünkü huzur ve sükûna ermenin en doğal yolu bu temel esastan yani biri birine bağımlılıktan/muhtaç olmaktan geçtiğidir. Bu birliktelik ancak resmi/kayıtlı olarak nikâhlı evlilikle olmalıdır. Zira evlilik akdinin hukuki boyutu bulunduğundan nikâh akdi mutlaka kayıt altına alınmalıdır. Aksi halde telafisi çok mümkün olmayan mağduriyetlerin yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Yüce Yaratan kadını erkeğe, erkeği kadına muhtaçlık temeli üzerine şekillendirmiş olması evlilik kurumunun mutlaka ayakta kalmasını zorunlu kılmaktadır. Toplumun temeli olan aile kurumunun yıkılması ve ya örselenmesi durumu, toplumun yozlaşmasına neden olacağından bu kurumunun mutlak surette ayakta kalması gerekir. Bu noktada eğitim dâhil her türlü çaba sarf edilmelidir

Okullarda gerekli gereksiz birçok ders öğretilirken (Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi gibi bu toplumun değerlerini ve geçmişini yok sayan dersler gibi) yarının annesi ve babası olacak çocuklara mutlaka evlilikle ilgili dersler verilmelidir. Toplumun temel dinamiği olan ailenin, nasıl ayakta kalacağı ve aile ocağındaki üyelerin biri birilerine nasıl davranması gerektiği bilimsel ve vahiyle uyumlu olarak konunun uzmanları tarafından anlatılmalıdır. (Yürürlükte ki şirk rejimi bu konuda pek istekli olmayacağından Müslümanlar bu konuyu tevhidi bir duruşla gündeme taşımaları gerekir.)

Çatışma içerisinde ve yıkılmış olan aile bireylerin çoğunun huzursuz olması ve bu huzursuzluğu da çevrelerine yansıtmaktadırlar. Yani huzursuz bir kişinin huzursuzluğu çevresine ister istemez yansıyacaktır. Diğer bir değişle, bir huzursuzun yedi mahalleye huzursuzluğu dokunacaktır.

Eskiler; “bir mıh/çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir süvariyi bir süvaride bir ordunun yok olmasına sebebiyet verir” sözünü aile içinde kullanırsak; bir kişi bir aileyi, bir aile bir mahalleyi, bir mahalle de bir şehri, bir şehir de bir ülkeyi huzursuz edeceğinden bir ailenin kurtarılması aslında tüm ülkeyi kurtaracaktır. O halde ailenin mutlak suretle güçlü kalması ve sulhu salah içerisinde yaşaması için gereken sabır, sadakat ve saygıyı tesis ederek ailede sulhu salahı vahyi esaslar doğrultusunda sağlamak zorundayız.

Kadın dilini erkekte elini kısa tutarak ailelerin dağılmaması ve İslam’ın gösterdiği rotaya teslim olunması dileğiyle,

Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2013-08-10 , Kategori: Makale

Bir Portre

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.(Kırk Hadis)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com