Haftanın Gündemi

Kiminiz mezhep, parti dernek, kiminiz vakıf tarikat, Tevhidi parçaladınız, budur acı hakikat. Vaz geçin bu küfrünüzden, topluca sarılın Allah’a, Yeter artık yıkılsın, İslam’a kurduğunuz barikat. (A.K.U)

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Sosyal Medya

KADIN ERKEK EŞİTTİR TUZAĞI

2040'kez görüntülendi
Bir toplumun değerleri kirlenmeye görsün, artık tüm değerleri, kirletenlerin kirli senaryolarına göre şekillenir Toplum mühendisliği olarak da tanımlanan bu şekillendirme projesinin inşa yarışına birçok “a'kıl”! Yazarçizerler de katılır. Bu yazarçizerler; kirletici güruhun dayattığı argümanlara balıklamasına dalarlar. Av, avcı modunda kurulan “Kadın erkek eşittir” tuzağının en önemli öznesi haline getirilen kadınlar da kendilerine değer veriliyor körlüğüne düşerler. Moder-nitenin kendilerini uyuşturulmuş ticari bir meta haline getirildiğinin farkına bile varmazlar ve ya bu uyuşturucu nefislerini okşadığından hoşlarına gider.

Kadını, gerek ülkemizde ve gerekse dünya bazında gelenekselliği/töreyi din edinenler ile vahşi kapitalizmi din edinenlerin çarkları içerinde ezilmiştir. Bunun sonucunda da yıllardır geri plana itilmesinin ezikliğini yaşarken ortaya atılan “Erkek gibi kadın” sloganı, birçok kadını büyüleyerek, kendilerini erkekle aynı kulvarda, aynı yarışa itmiştir. Bu yarış tuzağına giren kadınların çoğunluğu ise kadınlığını zaman içerisinde unutarak makinevari yada erkeksi bir durum içerisine girerek psikolojinin bozulduğu görülür ve bu durumda kendilerini büyük bir huzursuzluk içerinde kalmasına neden olur. Huzursuzluktan kurtulmak için mutluluk avına çıkarlar ancak bunu uzun süre sürdüremezler. Çünkü kimyalarına uygun hareket etme yetisini kaybetmişlerdir. Erkekle yaptıkları yarış onların kimyalarını tamamen bozmuştur.

Aşağılık kompleksinin esir aldığı ve Moder-nite gemisinin yelkenine üfürükçülük yaparak yüzmesine yardımcı olan çağdaş! Yazarçizer tayfasına, kendisini Müslüman olarak adlandıranlara da rastlamak mümkündür. Diğerleri ile birlikte kendini Müslüman olarak adlandıran bu kişilerin birçoğunun ikinci veya üçüncü evlilik yaptıkları ve bu nedenle kendilerinden yaşça da küçük olan ikinci veya üçüncü eşlerinin hatırına “kadın erkek eşittir” anlayış içerisine girdikleri gerçekten çok düşündürücüdür. Bu anlayış içerisine girenlerin, genç eşlerini memnun etmek ve onların kendilerine olan sempatilerini bu ahir ömürlerinde kaybetme korkusuna iter. Bu korkunun temelinde ise ilk eşlerinde bulamadıkları sempatiyi yeni eşlerinde görmeleri nedeni yatabilir. Böylece yeni eşi kaybetme korkuları da onları fıtratın tersine hareket etmelerine yani yeni eşleri üzerinden kadınlara yağcılık yapmaya yöneltir. Bunlardan bazıları da daha da ileri giderek başörtüsü kullanmayan eşlerine şirin görünmek için farz olan başörtüsünün Kuranda olmadığını iddia edecek noktaya gelirler. Dolayısıyla insanların, özelliklede kadının yaratılma kanununa aykırı hareket eden koroya katılarak” kadın erkek eşittir” nağmelerini terennüm ederler.



Kadını erkekle, erkeği de kadınla, eşitleme çabaları aile kurumunu tahrip eden büyük bir zulümdür. Bu zulüm kadını erkeğe, erkeği de kadına benzetme girişimleridir ki bu girişim; hem kadının hem de erkeğin fıtratına/tabiatına/kimyasına yapılan çok büyük bir terör eylemidir. Bu eylem ekinin ve neslin yok olmasına sebep olacak çıkışlardır.

Yeryüzünde eşkıyalıkla iktidarı elinde tutan emperyalistlerin yapmakta olduğu “kadın erkek eşittir “ girişimi, tamı tamamına Firavunlaşarak/Karunlaşarak/Hemanlaşarak (siyaset-işadamı- bürakrasi den oluşan çete) ekinin ve neslin kimyasını bozma girişimidir. Çünkü ekini ve nesli yok eden ancak eşkıya tabiatlı yönetimlere ve onların yerli uşaklarına mahsustur. Asıl acı olan durum ise kendini Müslüman olarak adlandıranların basiretlerin bağlanmış şekilde bilerek veya bilmeden bu tuzağa düşmeleridir.

Kadın ve erkeği eşitleme anlayışı, kadının fiziksel olarak baba fonksiyonunu üstlenmesi, erkeğinde fiziksel olarak anne fonksiyonunu üslenmesi gibi abes bir anlayıştır. Kadının ve erkeğin fonksiyonları farklı olması nedeniyle Alah’ın (cc) kadından istediği bazı görevleri erkekten, erkekten istediği bazı görevleri de kadından istememektedir. Burada görev verilenler; görev verilmeyenden üstündür o halde eşitlenmelidir anlayışı absürttür ve bu anlayış bir zihin tutulmasıdır, bir zihin kirlenmesidir.

Yüce Rabbimizin vahyettiği kelami kadimde; kadının ANNE özelliği ön plana çıkarıldığı ve bu anne özellikleri nedeniyle bazı ibadetleri hafiflettiği görülür. Hiçbir ayette kadın erkek eşittir denmemiştir. Çünkü her ikisine de farklı görevler verilmiştir. Her cins kendine emanet edilen görevi icra etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğü Allah’ın (cc) razı olduğu kıvamda yapanlara da aynı özellikte cennet vaat edilir.

İslam’da adaletin uygulanması noktasında hak kime ait ise ona verilir ve kadın, erkek, çocuk hatta cinsiyeti henüz tespit edilemeyen anne karnındaki çocuk dahi devre dışı bırakılmamıştır. Ve hatta hayvanlar ve doğa da adaletin yerini bulması noktasında haklara sahiptirler. Bunu Allah (cc) adına yargıçlar/kadılar yapar. Hayvanları ve doğayı tüketim çılgınlığına/aşırı tüketim ahlaksızlığına esir eden emperyal eşkıyalar bu gerçekleri hep göz ardı ederler. Bu konu da güncel olması nedeniyle Japonya da ki nükleer santralden sızan radyosyon hem doğanın ve hemde onun içerisinde yaşayanların katline neden olması bakımından çarpıcı bir örnektir.

“İnsanlardan öyleleri vardır ki, dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider. Hatta böylesi kalbinde olana (samimi olduğuna) Allah'ı şahit tutar. Hâlbuki o, hasımların en yamanıdır.

İş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli helak etmek için koşar. Allah ise bozgunculuğu sevmez.” (Bakara- 204, 205)

Bugün emperyalizmi ( Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi, yayılmacılık, yayılımcılık. T.D.K.) din olarak benimsemiş eşkıyalar; kadın erkek eşittir afyonunun reklamın da o kadar ileri gittiler ki bunu spor müsabakalarına da yansıttılar. Sözüm ona bu müsabakaları kadınlara değer verdikleri için yaptıklarını iddia ederler. Ancak bunu kadına değer verme maskesi altında kadınları sömürmeleri daha kolay olsun diye yaptıkları apaçık ortadadır. Birçok kadında bu gaza /oyuna/istismara gelerek tabiri caizse sazan gibi atlarlar. Kadına asla yakışmayan boks, halter, güreş, vücut geliştirme (Body building =erkek gibi kaslı kadınlar ) müsabakaları bunların bazılarıdır.

Anneliğe çok saygın olarak yer veren İslam, anneleri bu konuda yücelttiği halde emperyal eşkiyalar İslam kadını aşağılıyor yaygarasını dillendirirler. Bu yaygarayı yapanlar bu yaygara/propaganda ile aslında kadınları kendi sufli emellerinde kullanmak için yaparlar. Buna örnek olarak da kadını şahitlik konusun Allah (cc) erkeği kayırıyor, kadını dışlıyor afyonudur.

…Erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun. İki erkek yoksa kabul edeceğiniz şahitlerden bir erkek ile iki kadın da olabilir. Biri yanılırsa, diğeri hatırlatır. Şahitler çağrıldıklarında gelmezlik etmesinler. Borç, ister büyük, ister küçük olsun, vadesi ile birlikte yazmaktan üşenmeyin. Böylesi Allah katında daha doğru, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygun olur…” (Bakara 282)

Ayeti Kerimenin indiği ortam erkek nüfusunun azlığı kadın nüfusunun fazlalığıyla birlikte işin ehil olup olmaması ile ilgili olduğu hep göz ardı edilir. Kadının miras malı gibi mirasçılara bırakıldığı, alınıp satıldığı, diri diri toprağa gömüldüğü ticari bilgi noktasında da cahil bırakılmış kadınların erkek egemen bir toplumda, bir erkeğin şahitliği ile bir kadının şahitliği sağlam olmayacağından Rabbimiz böyle bir hüküm vermiştir. Konu tamamen bilgi ve ehliyetle ile ilgili olup bu nokta göz ardı edilmemelidir. Yoksa Allah (cc) kadını aşağılıyor anlamı çıkartılmamalıdır. İki erkek şahit sağlam, eğer iki erkek bulunamaz ise bir erkek iki kadın daha sağlamdır. (ve akvemu) şeklinde anlaşılmalıdır. Daha açık bir ifadeyle bu konu borçlanma ile ilgili konudur. Kur’an’da 7 yerde şahitlik ile ilgili düzenlemeler var, orada bu şartlar koşulmuyor. Bunu, konunun uzmanı, işinde içinde olan bir, konunun uzmanı olmayan, işin içinde olmayan ve fakat şahitlik yapmak durumunda da olan iki kişi olarak anlamak gerekir. Bu durumda öyle haller olur ki olaya göre konunun uzmanı, işin içinde olan bir kadına karşılık, uzmanı olmayan ve işin içinde olmayan ve fakat şahitlik yapmak durumunda da olan iki erkek de olabilir. Bu tür ahkâm ayetlerine şöyle bakmak gerekir. Bunlar birer ilk örnek olsun diye verilmektedir. Maksat adaletin nasıl sağlanacağını örneklemektir. Emanetin ehline verilmesi esastır. (Nisa-58)

“O halde sen, batıl dinlerden uzaklaşarak yüzünü ve özünü, hak din olan İslâm’a yönelt. Yani Allah’ın insanları yaratmasında esas kıldığı o fıtrata(fatara) uygun hareket et. Allah’ın bu hilkatini (halkıllahi) kimse değiştiremez. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğunluğu bunu bilmezler.” ( Rum- 30)

Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2013-08-10 , Kategori: Makale

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.(Kırk Hadis)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com