Haftanın Gündemi

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Editör Köşesi

Sosyal Medya

RİVAYET VE HADİSLER

26'kez görüntülendi

RİVAYETLER VE KURANI KERİM

Rivayetler hem kaynakları hem aktarım şekli hem toplanıp yazılma aşamaları hem de içerik olarak zanna dayalı olmaları, kuşku ve çelişki içermeleri nedeniyle kesin doğru kabul edilemezler, güvenilmezdir ve dinde kaynak olamazlar.

Kur'an ise hem ilâhi kaynaklı olması hem aktarımında şüphe olmaması hem tüm ümmetin üzerinde kesin mutabakata sahip olması, hem içeriğinde kuşku ve çelişki olmaması ve hem de bizzat Allah tarafından kıyamete kadar koruma altında olması hasebiyle dinde tek kaynaktır.

 Kur'an da rivayetle geldi, tıpkı hadisler gibi sahabi, tabiin ve sonrakilerin rivayet etmesiyle aktarıldı ve ondan sonra yazıldı. Hadisler yanlış aktarıldı ve bu arada değişti, ekleme ve çıkarma olduysa Kur'an da değişmiş olabilir ve güvenilmezdir o zaman"

Diyor "ehl-i cehalet/rivayet ve'l cemaat" mensupları.

Hadisleri savunmak ve temize çıkarmak adına "utanmadan ve sıkılmadan" Allah kelâmı ve Rasulullah'ın beyânı olan Kur'anı da Rivayet yani "söylenti, kesinlik kazanmamış ve doğruluğu kat'i olmayan söz, haber" tanımına sokan

Rivayetperestler!

Halbuki Kur'an vahiy gelir gelmez eş zamanlı olarak bizzat Rasulullah tarafından hem ezberletildi hem de yazılı kayda aldırıldı.

Hadisler ise bırakın bizzat Rasulullah tarafından ezberletilip yazılı kayda alınmayı, kendisinin emriyle toplanıp yakıldı, yazılması bile yasaklandı.

Kulaktan kulağa aktarılarak, ayrıca sayıları yüzbinlere varan uydurma rivayetler üretilerek, hurafe, safsata, menkıbe, israilyat v.b. bir sürü eklemeler yapılarak ancak ikiyüz yıl sonra yazıldı. 

Uydurma rivayetler ve bunlar üzerinden din adamlarının yaptıkları içtihatlara göre ortaya çıkmış olan, içtihatların üretildiği tarihten itibaren asla tartışılamadığı ve o zaman diliminde adeta donup kalmış ilahi kurallar haline geldiği, şekil sellik ve taklide dayalı bir anlayışın din haline getirildiği, köhne, çürümüş ve örümcek ağı bağlanmış zihinlerin yorum ve fikirleriyle oluşmuş gelenekçi/mezhepçi din anlayışına sahip olanlar,

Kur'anın anlamına nüfuz etmeye ve ilkelerini hayata geçirmeye çalışmaktan ziyade ayetleri anlamadan sadece seslendirenler,

Kur'anın bağlam ve bütünlüğü içinde varolan, hikmete dayalı olarak ortaya çıkarılacak ilahi mesajlarını ve evrendeki olayları incelemeye yönlendiren yüzlerce ayetini gereğince takdir edememişlerdir.

Kuran'da rivayettir, sahabe tıpkı hadisler gibi Kuranı da ezberleyip aktardı, o yüzden hadisler yanlış ve güvenilmez ise Kuran'da öyledir" diyorlar.

Peki soruyorum o zaman;

"Siz hiç Kur'an ayetlerine cerh ve tadil uygulanıp ravi zincirinin sorgulandığını, çeriğinin tenkite tabi tutulduğunu, güvenilirliğine göre "sahih, hasen, mütevatir, zayıf, mevzu (uydurma) diye sınıflandırıldığını,

Buhari/Müslim v.b.leri tarafından ''Sahih-i Kur'an'' ya da ''Sünen-i Kur'an'' diye farklı isimlerde yazıldığını duydunuz mu 

Unutmamalıyız ki!

Bir metnin ilahi kaynaklı mı, yoksa beşerî kaynaklı mı olduğu sadece;''o metnin kimden rivayet edildiği, hangi yollarla aktarıldığı, kaç yıl sonra yazılı hale getirildiği,

Kimlerin yazdığı v.b.'' ile ilgili değildir.

Bunu anlamanın yolu aslında o metnin içeriğinde var olan anlam ve anlattığı, aktardığı, verdiği mesajların nitelik ve vasıflarıyla anlaşılabilir.

Tüm deliller ortaya konsa bile temiz ve önyargısız bir zihinle, sadece anlayarak okumayla bile Kur'anın ilahi, hadislerin beşeri kaynaklı olduğu anlaşılabilir;

Kur'anı incelemiyorlar mı? Allah'tan başkasının olsaydı onda birçok çelişki bulacaklardı. (Nisa/82)

De ki: Andolsun insanlar ve cinler bu Kur'anın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onın benzerini getiremezler. (İsra/88)

Bunca ilahi kanıta rağmen, aklını kiraya vermiş, sorgulama ve araştırmadan uzak, atalarından kalan uydurulmuş dine körü körüne bağlı olan, Kur'andan ve tevhid esaslı hanif İslam'ın temel değerleri ve kavramlarından kopuk gelenekçi/mezhepçi şia ve ehli sünnet mensupları

Size soruyorum;

"hadisler de vahiydir, hadisler olmadan Kur'an anlaşılmaz, din yaşanmaz" diyecek misiniz hala?

Selam tek doğru yol rehberi Kur'ana tâbi olanlara olsun!



Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: , Kategori: Kavram

Bir Portre

Bir Ayet

“Onlar kendi canları çektiği hâlde, yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler: «Biz sadece Allah rızâsı için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azâbına uğramaktan) korkarız.» (derler). İşte bu yüzden Allah, onları o günün fenâlığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.” (el-İnsân, 8-11)

Hikmetli Bir Söz

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 1- Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır. 2- Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et. 3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz. (Zümer 1-3)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com