Haftanın Gündemi

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Editör Köşesi

Sosyal Medya

KIYAMET SURESİ (1-19)

129'kez görüntülendi

 

 KIYAMET SURESİ  (1-19) Rahman, Rahim Allah adiyle.

Kıyamet suresi; Her toplum, uyarıcılar (Resul, Nebi, tevhit erleri) tarafından aydınlığa çağırılmalarına rağmen (Nahl-36-Yunus-47) kendi tercihlerinin sonucu olarak, koyu karanlıklar içerisinde bocalarken, bu koyu karanlıktan ışığı/aydınlığa çıkmayı talep edenlere, Mekke’de Karia suresinden sonra Hz. Muhammed resule vahye-dilmiş olup 40 ayettir. İlk ayette geçen Kıyamet; sözcük olarak, “insanların tekrar dirilerek hesaba çekileceği günü” belirtmiş olup sureye de isim olmuştur.

Bundan önce vahye-dilen Karia suresinde açıklanan kıyamet saatinin, her an kapıyı çalacağı uyarısı yapılarak, insanların dikkati bu yöne odaklanması istenir. Bu surede ise sınava tabi tutulan insanların, kıyamette tekrar diriltilip kendisinin ne yapıp ne yapmadığı ve tas tamam yazılı metin olarak gösterilerek hesaba çekileceği belirtilir.

 1-4 -Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe. Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayacak nefse ki insan kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı sanıyor ama bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getiririz.

Rabbimiz, birçok sureye yeminle başladığı bilinmektedir. Sureye yeminle başlamak demek, Allah’ın anlatılacak konunun ciddiyetini ifade etmek içindir. İnsanlar aklını kullanıp hem kendi dirilişi hem de gözlemlediği canlılar ve bitkiler üzerine tefekkür etmesi durumunda dirilişin ilk önce nasıl başladıysa buna benzer bir dirilişin tekrar gerçekleşeceği ve hatta hiçbir insanın birinin diğerine benzemeyen parmak uçlarındaki izlerin de eskisi haline getireceği açıklanır.

Ayrıca temiz akıl sahipleri anlar ki vahyin indiği dönemin şartlarında “parmak uçlarındaki her insana özgü olan yapının” hakikatini, kimsenin kimseye benzemeyeceği bilgisinin olamayacağıdır. Bu bilgi de ilahi kelamın bir insan sözü olmadığının kanıtından bir tanesidir.  

“Sürekli kendini kınayacak nefse” ayeti, ilerideki ayetlerde de görüleceği gibi insanın önüne koyulan kitabında yaşadığı hayatın resminde hiçbir ayrıntının es geçilmeyerek kayıt altına alındığını görmesi ve bu görmenin verdiği çaresizlik nedeniyle kendini kınamasıdır. Ancak geri dönüşü olmayan bu kınama, kendine hiçbir şey kazandırmayacaktır. Ve şöyle diyecekler;

“Günahkârların, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Ey Rabbimiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi geri çevir de salih bir amel işleyelim, çünkü biz artık kesin bir şekilde inanıyoruz." derlerken bir görsen! (Secde12)

Rabbimizin bu güruhun talebine karşı vereceği cevap da şu şekilde olacaktır;

"O halde bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuzdan dolayı tadın azabı! İşte biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduğunuz işler yüzünden tadın ebedî azabı!"(Secde-14)

5-12- Kıyamet gününe inanmayan insanlar, bu kıyamet de ne zamanmış diyerek günahlarını devam ettirmek ister. Fakat ne zaman ki o göz kamaşır, Ay tutulur, Güneş ve ay toplanır, işte o gün insan, "kaçacak yer neresi?" der. Hayır kaçıp saklanacak yer yoktur. Varıp durulacak yer ancak Rabbinin huzurudur.

Değil Allah’a, insanlara bile hesap vermeyi zül sayan, buna kayıtsız kalan zalim insanların ortak özelliklerinden birisi de ahireti inkâr etmeleridir. Zira benliği/kişiliği zulümle yoğrulanlar, dünyadaki yaptıkları zulmün kendilerini kuşatarak kör ve sağır etmiştir. Kıyameti yok sayarak örtmeleri (=küfr) ve gerçeklere karşı da kör ve sağır kalmaları bu kokuşmuş kör ve sağır tavırları kıyamet saatinde ortaya çıkacak ve ah vah ederek kaçmaya çalışacak ancak Rabbin huzuru dışında kaçacak bir yerde bulamayacaklardır.  

13- 19- Şüphesiz, biz kitabınızı bir araya getirip önünüze koyduk. İnsan, birtakım özürler ortaya atsa da yaptıkları her şey eylem kitabına kaydedilmiştir. Ve sen onu okumak için de dilini oynatma ve o okunduğunda göreceksin ki o gün ne yapıp ne yapmadığın ve geride bıraktığın her ne varsa kitabında kaydedilmiş bulacaksın.

Yaratıcı güç olan Allah, (Zümer-62) yarattığı insanı çeşitli nimetlerle donatarak ona hedefini de göstermiş, (Ala 1-2) ve kendisine kulluk yapılmasını (Zariyet-56) da elçiler vasıtasıyla iletmiş ve genlerine de onu idrak edecek doneleri de yüklemiştir. (Araf-172)

Allah, insana kendisine kulluğa davet ederek zorlamamış (Kehf-29) ve küfrü de seçme özgürlüğü tanımıştır. (Şems-7-8) Ancak insan cahil olması (Ahzap-72) başı boş bırakılmayarak sürekli aklını kullanması istenmiş, kendisine kulluk edilmediği taktirde şeytana/tağuta /hevasına (Furkan-43) kulluk edeceği ihtarı da yapılarak bu eylemleri kayıt altına alındığını da bildirmiştir. (Kaf-17-18, İnfitar 10-12)

Allah, insanın mutlaka tapınacağı/kulluk edeceği, tanrısının/tanrılarının olacağı gerçeğini bildiğinden, yarattığı kullarının kendinden başkasına kulluğa rıza göstermez. İnsanın Allah’tan başka edindiği tanrılar, insanı anılan hiçbir şey değilken halife olarak yaratmış olması ve ondan daha değersiz şeylere kulluk ederek küçülmesine Allah rıza göstermemiştir. Ne yazık ki Allah’tan başka tapınılanlar da her şeyini, Allah’a borçlu olması ve Allaha muhtaç olması da aklını adaletle tartmayanlar için ayrı bir ibret tablosudur.

 Aşağıdaki ayetlerden de anlaşılacağı üzere insanların gerek kendisi gibi veya kendinden aşağı konumda olanlara yönelmesinin acı sonuçlarının kıyamet sonrası bilfiil olarak kayıt altına alınan kitabında göreceği belirtilir.

 “Zaten onun sağında ve solunda yerleşmiş iki kayıtçı vardır. Ağzından çıkan bir tek söz olmaz ki yanında, bu iş için hazırlanmış gözcü olmasın, onun söylediğini ve yaptığını kaydetmiş olmasın” (Kaf-17-18)

“Kitap ortaya konmuştur, suçluları görürsün ki o kitapta yazılı olan şeyler yüzünden korku içinde ve yazıklar olsun bize derler ne biçim kitap bu ne küçük bir şey bırakmış ne büyük, hepsini de sayıp dökmüş ve ne yaptılarsa hepsini de karşılarında bulurlar ve Rabbin hiçbir kimseye zulmetmez.” (Kehf-49)

Özet olarak; gayesiz yaratılmayan (Enbiya-16) dünyanın da içinde bulunan güneşin ve semanın er geç paramparça edilerek yok edileceği ve insanların kıyamet de tekrar dirilterek dünyadaki her noktası dahi atlanmadan kayıt altına alınan durumu, kendisine sunularak hesaba çekileceği bildirilmektedir.

Abdulkerim Uludoğan

03.05.2021 Ankara  www.muslumanim.net



Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2021-05-03 , Kategori: Makale

Bir Portre

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 1- Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır. 2- Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et. 3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz. (Zümer 1-3)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com