Haftanın Gündemi

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Editör Köşesi

Sosyal Medya

KARİA SURESİ (kapıyı çalan kıyamet saati)

239'kez görüntülendi

 

KARİA SURESİ (kapıyı çalan kıyamet saati) Rahman, Rahim Allah adiyle.Karia suresi; Kureyş suresinden sonra karanlığa gömülen insanlığın, aydınlığa ulaşması için Mekke’de Hz. Muhammed’e vahye-dilmiş olup 11 ayettir. İlk ayette geçen Karia; sözcük olarak, “kapıyı çalan kıyamet saatinin”  adı olarak tanımlanmış  ve onun geleceği bildirilerek sureye de isim olmuştur.

Bundan önce vahye-dilen Kureyş Suresinde sureye de isim olan Kureyş Kabilesinin yaptıkları nankörlüğün ve bu nankörlük üzerinden, tüm insanların kendilerine verilen nimetlerin bilincinde olmaları istenmekte ve bu nimetleri insanlara lütfeden, tüm insanların ve evrenin Rabbi olan Allah’a nankörlük etmeden, hakkıyla kulluk etmelerinin beklendiği dile getirilmişti.

 Bu surede ise kıyamet saatinin her an kapıyı çalacağı ve Allah’a onun istediği ölçüde kulluk edenlerim ödüllendirileceği, Allaha kulluğa tenezzül etmeyen kibirlilerin ise ateşle cezalandırılacağı uyarısı yapılır.

1-5- Karia; kapıyı çalacak kıyamet saatinin adı olup o gün insanlar yayılmış pervanelere dağlar ise atılmış renkli yünler gibi olacaktır.

Kıyametin başlangıç vakti geldiği anda dünyanın, güneş sisteminin ve gökyüzünün paramparça edileceği ve insanların nasıl bir hale düşeceği anlatılmaktadır.

“Zalimler için ne sıcak bir dost ne de sözü dinlenecek bir yardımcının olmayacağı ve yüreklerin gırtlaklara dayanarak yutkunduğu o felaket (kıyamet) gününün yaklaşmakta olduğunu onlara haber ver.” (Mü’min-18)

Bundan önce birçok surede ifade edilen o dehşet verici saatin gerçekleşmesi ve sonrasındaki gelişmeler acıklı bir şekilde dile getirilmişti. İnsanların tutunacağı hiçbir dalın bulunamayacağı ve insanın sadece ve sadece kendi nefsini düşünmek zorunda kalacağı net bir şekilde dile getirilmektedir.

“Güneş katlanıp dürüldüğünde, yıldızlar karardığında, dağlar yürütüldüğünde, kıyılmaz mallar bırakıldığında, vahşi hayvanlar bir araya toplandığında, denizler ateşlendiğinde, nefisler eşleştirildiğinde, diri diri toprağa gömülen kıza hangi günahtan öldürüldüğü sorulduğunda, amel defterleri ve gök sıyrılıp açıldığında, cehennem alevlendirilip cennette yaklaştırıldığında, herkes ne getirmiş olduğunu görecek.” (Tekvir 1-14)

Hiçbir vahyi temeli olmayan ve topluma sözde hadis diye insafsızca dayatılan “kıyamet alametleri” adı altında uydurma sözler üretilmiştir. Allah’a ve Resul’e iftira niteliği taşıyan bu uydurma sözleri kurandaki şu ayetler yalanlamaktadır. (Araf-187, Lokman-34, Ahzab-63)

” Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir.”

Ayrıca kıyamete yakın zamanda şu şu olaylar olacak, şu şu günahlar işlenecek veya İsa (as) gelip dünyayı düzelttikten sonra kıyamet kopacak şeklinde iddiaya sahip olanlar, bu çirkin iddialarına peygamberleri de alet ederek, Allah’a ve peygamberlere apaçık iftira etmektedirler. Bu kişilerin amacı; dini halka anlatmak olmadığı bilakis dini argümanları kullanarak dünyalık elde ettikleri apaçık ortadadır.

Allah, elçisine düşünüp öğüt alınması için gerekli gördüğü her türlü misali birçok ayette vahyetmiştir. (Zümer27, Enam-38, İsra-89, Rum-58) Kurani Kerim dışında da Allah, (cc) peygamberimize vahyetmiştir şeklindeki vahyi gayri metlu/kutsi hadis şeklindeki görüşlerin hiçbir tutarlılığı yoktur. Böyle bir anlayış, büyük bir fitneye kapı aralamakta ve bu fitneyi çıkaran zalimleri/kirleticileri, yine vahyin kendisi deşifre etmektedir.

 

"Onlardan öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini eğip bükerler. Halbuki o, kitaptan değildir. "Bu, Allah katındandır." derler; oysa o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı, yalan söylerler." (Ali İmran-78)

 

Ayrıca peygamberimize dahi, kıyamet öncesi şunlar şunlar olacak ve kıyamet şu günde kopacak diye hiçbir bilgi verilmediği aşağıdaki ayette belirtilmektedir.

 

“Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu anlamaz. (Araf-187)

6,11- O gün kimin tartıları ağır gelmişse o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacak ve ancak kimin tartıları da hafif kalmışsa cezası haviye olacaktır. Haviyenin ne olduğu ise ana gibi evladını sarıp sarmalayan kızgın bir ateştir.

İnsanlar da dahil yarattığı her şeyin   kendisine kulluk yapılması için yaratmış olduğunu belirten (Zariyat-56) Rabbimiz, bu ikramının karşılığında Kendisinin hakkıyla tanınmasını ve kendisine insanların teslim olmasını istemektedir. Yaratılan insan ve şeytan dışındakiler, teslimiyeti tam anlamıyla gerçekleşirlerken buna şeytan ve insanlardan çoğunluğu bu ikrama nankörlük ederek ihanet ederler. 

“Kimin tartıları ağır gelirse” ifadesi, tartının ağır gelmesi için şüphesiz Rahmanın istediği ölçülere uygun olması yani salih amelle mümkün olacaktır. Buradaki ağırlık, takvanın olgunluğa ulaşmış halini ifade eder ve Allahtan en çok korkanların vahyi özümsemiş olarak kurani ilme sahip şahsiyetleri (=takva) işaret eder. (Fatır-28)

Salih amel, Allah'ın hoşnut ve razı olduğu bütün fiil ve davranışları kapsamına alır. İslam'da ibadet/kulluk, yalnız Allah için yapılır. Peygamber veya diğer insanlar için ibadet asla söz konusu olamaz. Kur'an-ı Kerîm'de, yeryüzündeki tüm inanlar için şu çağrıda bulunulur:

"Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin. Umulur ki, sakınırsınız" (Bakara-21).

Cenabı Hakka kulluğun/ibadetin adı olan salih amel, öz niteliğin de şüphe olmayan vahiyle belirlenen ilkelerin hayata aktarılmasıyla bir anlam kazanır. Günümüzün en çok işlenen küfür Fısk ve şirktir. Kişi iman ettiğini iddia ediyorsa salih ameli somutlaştırmak zorundadır. Zira Fısk; imanda tam teslim olmuş ancak eyleme yani salih amele dönüşmediği kişileri ifade eder. Fasık için “laf çok hareket yok prensibi” ya da “dildeki sadakatin arkasından gelen davranıştaki ihanetin” somutlaşmış halidir. Çünkü bu fiil, (mürtekibi kebire –elim) bir günah işlemiş birisi şeklinde bir anlama sahip olarak son derecede belirgin bir rol oynar.

Şirk ise tevide dair Allaha verilen söze ihanetin adıdır. Allah’la beraber başka otoriteye/otoritelere/kişilere boyun eğen, şah damarından yakın olan Allah’la (Kaf-16) beraber başkalarını Onunla arasına aracı koyandır. Büyük bir zulüm (Lokman-13) olarak nitelendirilen ve af kapsamı dışındaki bu küfür, kişinin tövbe etmeden vefatı (=müşrik) halinde (Nisa-48) cezası içinde sürekli kalacağı cehennem olacaktır.

İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah gerçek bir söz vermiştir. Kimdir sözü Allah'ınkinden daha doğru olan? (Nisa-122)

“Tartıların hafif gelmesi,” kişiyi azaptan kurtaracak salih amelin, tevhide uygun olmadığını gösterir. Bu kişilere kafir, münafık, müşrik, fasık denir ve bu küfürlerle ölenlerin tartıları hafif olacaktır ve içinde sürekli kalacağı ve adı “haviye” olarak tanımlanan “annenin bebeğin sıkı sıkı sarılması gibi” bir ceza ile cezalandırılacaktır.

“Ve o gün kafirler ateşe arz edilecekleri gün onlara: "Siz dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz, artık bugün yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanız ve yoldan çıkmış olmanızdan dolayı aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."(Ahkaf-20)

Özetle; Kurani Kerimi özümseyenler ve bunu ahlak haline getirerek ve bu vahyi donanımı Resullerin/nebilerin emin olarak hayta uyguladıkları gibi uygulama gayreti içinde olanlar Allahın rahmetini umarlar. Öyleyse Karia denen o ateş kuyusundan kurtulmanın yolu bu teslimiyetten geçeceğini unutulmamalıdır.

“Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi huzurumuza getirilmişlerdir. Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahman’ın vaat buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.” (Yasin-52-53)

Yukarıdaki ayet de ifade edilen sonla karşılaşmak istemeyen için “Tevhidiz bir yaşamın, şeytani bir yaşam” olduğu ve şeytani yaşamı tercih edenlerin ise Karia ile cezalandırılacağı bilinmelidir Öyleyse insana ikram edilen hayat sermayesin tükenmeden vahyi yaşama dönüş yapılması kişinin kendi yararına olacaktır. Vesselam…

 

Abdulkerim Uludoğan

 www.muslumanim.net

05.02.2021 Ankara

 

 

 



Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2021-02-05 , Kategori: Makale

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! (Araf-3)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com