Haftanın Gündemi

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Sosyal Medya

KUREYŞ SURESİ (NANKÖRLER)

318'kez görüntülendi

KUREYŞ SURESİ (NANKÖRLER)  Rahman, Rahim Allah adiyle. Kureyş suresi; Tin suresinden sonra karanlığa gömülen insanlığın, aydınlığa ulaşması için Mekke’de Hz. Muhammed Resule vahye-dilmiş olup 4 ayettir. İlk ayette geçen Kureyş; sözcük olarak, “Kâbe’den sorumlu olan kabilenin” adı olup sureye de isim olmuştur.

Bundan önce vahye-dilen Tin suresin de hükmetme ya da Hakimiyet alanının ancak Allaha ait bir yetki olduğu, bu yetkinin O’ndan başkasına verilmesinin ya da devredilmesinin dini yalanlamak olduğu ve hakimiyetin dini bir terim olduğu da vurgulanmıştı. Ayrıca insanların kendi eylemlerinin sonucu ya vahye uyup güzelliğe ulaştırılacağı ya da vahye bir bütün olarak uymayıp müşrikler gibi aşağıların aşağısına düşürüleceği de ifade edilmişti.

 

Bu surede ise Kureyş Kabilesinin Kâbe sayesinde kendilerine sağlanan dokunulmazlığı ve imtiyazı hatırlatılıp Kâbe’nin Rabbi olan Allah’a yaptıkları nankörlüğü bırakıp kulluk etmeleri istenmektedir.

 

1-4. Kureyşi açlıktan doyuran, her çeşit korkudan emin kılan, yaz ve kış seyahatlerini kolaylaştırıldığı için şu evin Rabbine kulluk etsinler.

Kâbe’nin niçin yapıldığı ve işlevinin ne olduğu ve olması gerektiği konusunda aşağıda ayeti Kerimede yeterince açıklama yapılmaktadır.

 

“Zira Biz vaktiyle İbrahim’e Beytin yerini belirlediğimiz zaman: “Sakın Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve Ben'im Beytimi tavaf ederken, kıyamda, rükûda veya secdede olarak ibadet edenler için tertemiz tut!  Hem bütün insanları hacca dâvet et ki gerek yaya gerek uzak yollardan binit üzerinde sana gelsinler. Gelsinler de bunun kendilerine sağlayacağı çeşitli faydaları görsünler ve Allah'ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanları, belirli günlerde Allah'ın adını anarak kurban etsinler. Siz de onların etinden hem kendiniz yiyin hem de yoksula ve fakire yedirin.” (Hac-26-28)

 

Kureyş kabilesi, Kâbe’nin bakımı ile sorumluluğu verilmiş bir kabile olduğu bilinmektedir. Çevre bölgelerde güvenliğin olmadığı ve bu nedenle her türlü haydutluğun kol gezdiği kabileler arası sürekli çatışmanın yaşandığı bir coğrafyada Kureyş kabilesinin Kâbe’nin imtiyazı sayesinde dokunulmaz bir kazanıma elde ettikleri görülmektedir.

“Kureyşi açlıktan doyuran” gerek yazın ve gerekse kışın yaptıkları yolculukta “her çeşit korkudan emin olarak” ve hiçbir engelleme ya da saldırı olmadan” yaz ve kış seyahatlerini” tabiri caizse ellerini kollarını sallayarak gerçekleştirdikleri belirtilir.

Tarihi veriler bizlere gösteriyor ki her kabilenin Kâbe’nin içerisinde kendilerini temsilen putları vardı. Bu putların sayısı 360’tan fazla olduğu rivayet edilmektedir. Buradan anlaşılacağı üzere birinin diğerine düşman kabileler, Kâbe de ki putlarına bir zeval gelmesin diye Kureyş kabilesine saldırmıyorlardı yani bu ilişkiye “karşılıklı çıkar örtüşmesi” de diyebiliriz. Kâbe aynı zamanda içinde putları bulunan kabilelerin “ortak paydası” konumundaydı.

Günümüzde de ülkelerin buna benzer ortak paydası olan birçok örgütün ya da devletin ülkemizin de içinde bulunduğu Nato gibi bir bakıma putu bulunmaktadır. Bilindiği üzere biri diğerine düşman olan üye ülkeler Nato örgütü içinde yer alırlar ve ortak tatbikat yapmaları için üye ülkeler de güvenlik içerisinde bulunabilirler. Hatta üye ülkelerden bazıları yönetimleri kendi istedikleri yönde hareket etmeyen ülkede yasa dışı operasyon yapar ve tasmasını tuttukları satılmış; asker, hukuk, medya ve iş insanları ile darbelerle yönetimleri değiştirler ve buna rağmen çıkarları zedelenmesin diye bu puttan ayrılmazlar. İlave etmek gerekirse dolar ve Euro denen paranın da dünyadaki tüm ülkelerde özgürce dolaşmakta ve çoğu ülkeler ticaretlerini bu para putlarla sağlamaktadır.

Kâbe’nin sorumluluğunu taşıyan Kureyş Kabilesi, bu imtiyazı kendilerine sağlayan ataları olan ve Kâbe’nin mimarları Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in dininin emrettiği Kâbe’nin Rabbi olan Allaha kulluk etmeleri ve Allaha şirk koşarak nankörlük etmemeleri istenmektedir.

Bugün Kâbe’nin sorumlusu olan Suud Hanedanı da Allah’ın onlara birçok bitkinin yeşermediği çölün ortasında petrolle zengin eden Kureyş kabilesinden hiçbir farkları yoktur. Yaptıkları zulüm ve hıyanet tüm dünyanın gözü önünde cereyan etmektedir. Kendi mezhepleri olmadığı için Yemen’e İslam karşıtı ülkelerden aldığı silahla ölüm kusmaktadır.

Ne acıdır ki günümüz dünyası, Allah’ın kendilerine ikram ettiği sayısız nimetlere Kureyş Kabilesi gibi nankörlük etmektedirler. Ülke yönetimleri hakça bölüşmek yerine imtiyazlı sınıflara faiz ve borsa kanalıyla zengin etmiş ve fakir halkta köle gibi bu imtiyazlı kodamanların kölesi durumuna düşürülmüştür.

İslam’ın eşitlikçi, adil ve hakça bölüşmeye odaklı yapısını, İslam düşmanlarının ürettikleri ve her türlü silah ve finans sağladıkları terör örgütlerinin yaptıkları vahşi eylemlerini görsel medya kanalıyla İslami fobi oluşturarak örtmektedirler. Zira onlar bilirler ki İslam’ın insan kimyasına uygun bir sistem olduğu ve bu sistemin hurafelerden arınmış net anlatılması durumunda krallıklarının sona ereceğini ve yine de onlar bilirler ki gönlü, vicdanı kirlenmemiş her insanın, İslam’ın insanların kalbini fetheden yapısına meyledeceklerini.

İslam’ın insanın kimyasına, uygun bu özelliğini bildiklerinden İslami değerleri tersine çevirerek kötü göstererek insanların meyletmesini engellemeye yöneliktir ve yöneliş onlar için yıkım olacaktır.

Özetle; zengin, güçlü olan insanlar ve ülkeler bu konumlarını yitirmek istemiyorlarsa dünyanın ve evrenin Rabbi olan Allaha hakkıyla kulluk etmelidirler. Ancak görünen o dur ki bu zulüm düzeni er geç patlak verip pandemi ve daha farklı dünyayı sarsan olaylarla cezalandırılacağıdır. Bu sureden sonra vahyedilen Karia suresinde de kıyamet saatinin bir gün kapıyı çalacak ve şeytan ve yoldaşları ilahi mesaj doğrultusunda yaşamadıkları için o gün ilahi makama hesap verecektir.

 

A. Kerim Uludoğan

24.11.2020 Ankara



Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2020-11-24 , Kategori: Makale

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 1- Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır. 2- Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et. 3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz. (Zümer 1-3)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com