Haftanın Gündemi

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Sosyal Medya

YAĞMURDAN KAÇIP DOLUYA TUTULMAK!

857'kez görüntülendi

YAĞMURDAN KAÇIP  DOLUYA TUTULMAK! Ortaçağ Avrupası, din ve din adamlarından, kilisenin, derebeylerinin, kral ve kralcıkların zulmünden sisteminden kurtulmayı çok istiyordu. Ama onların yerine ve onların siyasal sistemlerine karşı akıllarına gelen ilk şey din namına ne varsa hayatın her alanının dışına atmak, dini vicdanlara hapsetmek (ki oradaki din mefhumu bunu hak ediyordu ) ve tanrıyı dünya hayatına asla karıştırmamaktı. Çünkü başlarına gelen her zulmün sebebi olarak dini görüyorlardı. Bunu da Fransız ihtilaliyle başardılar. Aziz İslam'ı da tanımadıkları ya da yanlış tanıdıkları için onu da kendi dinleri gibi algılayıp ona da cephe aldılar. Yıktıkları sistemin yerine milattan önce yunan site devletlerinde uygulanmış Demos ( halk) kratos (yönetim) yani halk yönetimi anlamına gelen ( ama asla halk yönetimi olamayan) demokrasiyi ve " tanrının hakkı tanrıya Sezar’ın hakkı Sezar’a diyerek laikliği uydurup koydular. Tanrıyı dünya işlerinin hiç birine karıştırmamak olan laikliğin yanlıları ve uygulayıcıları kendi iktidarları içinde dini kullanmaktan da geri durmadılar. Avrupa bundan sonra sanayi devrimiyle birlikte artık hayatlarına karıştırmadıkları <tanrı -din > boşluğundan yararlanarak tüm dünyayı ateşe verdiler. Ve tüm dünyayı ve içindekileri kendi mülkleri gördüler. Bu durum Avrupa'nın kendi içinde komünizm gibi Darwin’izm gibi garabetleri de beraberinde getirdi. Maddeye dayalı pragmatik ve ölçüsüz bir kazanma hırsı bir çok savaşı katliamı yağma ve talanı, ideolojik yıkımları doğurdu. 

Kiliseden tanrıdan krallardan kurtulayım da ne olursa olsun diyen Avrupa insanı yağmurdan kaçıp doluya tutulmuştu. Bu dolu bütün dünyayı vurdu. Halada vuruyor. Bu batıl sistemler ve ürettikleri insanlığa belki göreceli dünyevi bir haz sunuyorlar, lakin içi çürümüş maneviyatsız ve tanrısız bir hayat sadece insanın bedenine hizmet eder. Oysaki insan İslam’a göre Allahın en şerefli olarak yarattığı ve yeryüzüne halife tayin ettiği bir varlıktır. 
Şimdi bunları niye anlatıyorum. 

Bu gün ülkemizdeki yaşanan seçim sürecinde her iki kesimde buna benzer bir tavır içinde. 
18 maddelik yeni anayasa ve başkanlık sistemi ( Tayyib Erdoğan) olmasında ne olursa olsun diyenler de, tam tersine Tayyib Erdoğan başkan olsun 18 maddelik anayasa referandumdan geçsin de her sonuca katlanırız diyenler de Kuran’ın ortaya koydu gerçek, mutlak ve en doğru bir hayat tarzı olan İslam’ı ellerinin tersiyle iterek yine yağmurdan kaçıp doluya tutulmak istiyorlar.

15 yıldır iktidarda olan,  bir takım olumlu icraatların yanı sıra konformizmi, tüketimi, rantı ve ifsadı çoğaltan küfür ve şirk düzenini daha da derinleştirip içselleştiren,  İslami ya da gayri İslami birçok muhalif kesimi de eriten ve susturan bir işlevi yerine getiren AKP’nin 15 Temmuz darbe girişimini nasıl kendi rantına odakladığı asla gözden kaçmamalıdır.

Karşısında etkin doğru ve hikmetli bir muhalefetin bulunmaması, var olanların da mevcudu koruma isteğinin dayanılmaz hafifliğini de gören iktidar işi o kadar ileri götürmüştür ki, farklı zeminlerde farklı temel ilkelerden hareketle siyaset ve muhalefet yapan her hayırcı kesimi gerekçeleri haklı ve farklı da olsa aynı kategoride toplayarak terörle, hainlikle yaftalama yolunu seçmiştir.

Rahmetli Ercüment Özkanın1995 ‘te ki vefatından önceki yıllarda söylemiş olduğu < namazlı abdestli> şimdi birde başörtülü olanların iktidarda olmaları Kurani anlamda bir şeriat devletini doğurmadığı gibi aksine İslami muhalefetin de ayağının kaymasına ve iktidara eklemlenmesine sebebiyet vermiştir.

Dolayısıyla günü kurtarmaya, iktidarın ve yandaşlarının gayri insani, gayri ahlaki yaklaşımlarından neşet eden ve terörle hainlikle suçlayıcı tavırlarından kaynaklanan bir karşıtlıkla küfür ve şirk sisteminin sadece kabuk değiştirmesini sağlayacak olan bu seçimde hayır demenin devrimci bir eylem olduğunu iddia etmek belki sol jargonun kulağına hoş gelen bir şey olabilir. Lakin Kuran esaslı bir hareketin mensupları böyle bir yaklaşımda bulunmamalıdır. Zira bu yaklaşım göreceli bir fayda sağlayan bir şey olarak insanı aldatmaya müsait şeytani bir oyun olarak algılanmalıdır.

 O halde geliniz toptan insan olarak Allah'ın vahyine sarılalım. Batının pis üretimi olan demokrasisini, laikliğini ve diğer batıl ideolojilerini her türlüsünü reddedelim. Allah'ın bizden razı olacağı tek yol budur. İşte böylece siz insanları basiretle Allahın hak yoluna davet ederim.

De ki: "Budur benim yolum: akla uygun, bilinç ve duyarlıkla donanmış bir kavrayışa dayanarak (hepinizi) Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar (aynı çağrıyı yapıyoruz)". Ve (yine de ki:) "Allah kudret ve azametiyle her türlü eksikliğin üstündedir, ötesindedir. Ve ben O'ndan başka varlıklara tanrılık yakıştıran kimselerden değilim!" Yusuf Suresi 108.ayet



Yazan: Şinasi ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2017-04-08 , Kategori: Makale

Bir Portre

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 1- Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır. 2- Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et. 3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz. (Zümer 1-3)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com