Haftanın Gündemi

Kiminiz mezhep, parti dernek, kiminiz vakıf tarikat, Tevhidi parçaladınız, budur acı hakikat. Vaz geçin bu küfrünüzden, topluca sarılın Allah’a, Yeter artık yıkılsın, İslam’a kurduğunuz barikat. (A.K.U)

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Sosyal Medya

YEVM’ÜL CUM’Â ÜZERİNE

1670'kez görüntülendi
YEVM’ÜL CUM’Â ÜZERİNE:Euzubillahimineşşeytanirracim .Bismillahirrahmanirrahim Hayırlı olması gereken cumalar gerçek anlamından, hikmetinden ve asıl hüviyetinden uzaklaştırıldığı için hayırlara dönüşmüyor. Erkek egemen bir toplumda kadınlar çalışmaya, nöbet tutmaya daha başka işleri yapmaya devam etsin. Ama erkekler asla cumadan geri kalmasın. Üç cumaya gitmeyenin cenaze namazı kılınmaz ise kadınların cenaze namazı nasıl kılınıyor peki? Ha sen dur orada diyecekler kadınlara cuma farz değil diyecekler? Ama cuma suresindeki cuma ayeti böyle demiyor " 9. Ayet: Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu'ati fes'av ila zikrillahi ve zerulbey'a zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemune Anlamı: Ey iman edenler! (Bakın ey iman edenler deniyor kadın erkek ayrımı yapılmadan. Yoksa siz beyler kadınları imanzıs mı görüyorsunuz? ) Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. 10. Ayet: Feiza kudıyetissalatu fenteşiru fiyl'ardı vebteğu min fadlillahi vezkurullahe kesiyren le'allekum tuflihune Anlamı: Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz. 11. Ayet: Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaimen kul ma 'ındallahi hayrun millehvi ve minetticareti vallahu hayrurrazikıyne Anlamı : (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır." Tüm bunları kimse sormuyor soramıyor. Sorması engelleniyor. Hem diyanet, hem müftülük, hem cami görevlisi, kendilerini İslam’ın tek bilicileri gibi gören ilahiyatçılar, ( yani resmi ulema) hem geleneksel hacılar hocalar âlim diye bilinenler, hem cemaatin, hem devletin resmi ve gayri resmi ispiyoncuları, tıpkı sahabenin mescitler de hak hukuk araması gibi hak hukuk arayanlara ve ya bunu konuşmak gerekir diyenlere işidci diyor, sırası mı şimdi diyor siyaset yapma siyasi bir konuşmada bulunma diyor. Bu böyle olmaz diyor. Sen söyle bire ilahiyatçı hoca, sen söyle Müslüman’ım diyen beş vakit namazı kılmayıp cumaları kaçırmayan adam sen söyle nasıl olacak bu iş? Resulullah döneminde Raşit halifeler döneminde böylemi idi bu durum? Bu toplum valiye ulaşamaz kaymakama ulaşamaz, Rektörüne, Komutanına belediye başkanına ulaşamaz, Bakana, Başbakana, Cumhurbaşkanına ulaşamaz. Bu gibi mal, makam mevki sahiplerine en rahat ulaşacağı yerler camiler, mescitler değil midir? Oralarda sağına soluna ve kim olduğuna bakmadan omuz omuza saf bağlarlar değil mi? ( Gerçi şimdi bu gibi durumlara pek izin vermiyorlar) Ama asla kimse yanındakinin derdiyle dertlenmez. Namazlar kılınıp hutbeler dinlenir? Ki hutbelerde anlatılan şeyler bellidir. Cemaatin hiç bir derdine çare aranamaz. Yöneticilerin yaptıklarının hesabı asla sorulamaz. Zahirde her şey yolunda gibi gözükür. Ama işin aslı tam tersidir? Nahl Suresi 90.ayette belirtilen hususların iyice özümsendiği ve gereğinin yapıldığı, (“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” ) yerinde, yerelde ve şeffaf bir yönetimle mescitlerin camilerin vahyi temel referans alarak tüm dini ve dünyevi işlerin hesabının sorulduğu ve hesabının verildiği yerler olmasını, yerel kaynakların yerel halkın refahı için hakça bölüşümün ve adil paylaşımın sağlandığı herkesin yaratıcısı olan Allah’tan korktuğu ama kimsenin bir başka kimseden korkmadığı bir İslam düzenine ( Vahyin yani Kur’an’ın İslam’ına ve onun uygulayıcısı Resullerin hayatına) talip olmak ve bunun için gayret göstermek, ülkemizin, ümmetin ve insanlığın tek kurtuluş çaresi olacaktır. Cumalar bunun için önemlidir. Cumalarda cem olmak bunun için gereklidir. Hz. Ömer, Hz. Ali mescitlerde şehit edildiler. Onların verilmeyecek hesapları yoktu. Onların 30, 40 tane korumaları, tank gibi zırhlı arabaları yoktu. Onların dünyevi anlamda hiçbir kaygıları yoktu. Onlar yönettikleri devletlerin gücünü muhteşem saraylarla değil muhteşem adaletleriyle gösterdiler. Onlar maddi anlamda fakirleşirken manevi anlamda zenginleşip Allah rızasına ulaştılar. Onlar adam kayırmadılar, hısım ve akrabalarına iltimas geçmediler. Onlar evet onlar mescitlerde Rableriyle buluştuklarında katledildiler. Çünkü kamuya ait verilmeyecek tek bir hesapları yoktu. En şeffaf onlar idi. Muaviye gibi saraylar yaptırıp bu sarayla üzerinden ihtişamlarını ve güçlerini dünyaya göstermeye kalkmadılar. Bunu Resulullahtan aldıkları Kur’an terbiyesiyle başardılar. İktidarın söylemi doğru ise Mısırın pramitlerini yaptıran Firavunların o günkü söylemleri de doğrudur. Çünkü Mısırın en prestijli eseri pramitlerdir. Pramitlerin nasıl inşa edildiğini günümüzde bilmeyenimiz yoktur. Ülkemizde ve dünyada yükselen kulelerin, sarayların, yalıların, köşk ve villaların, onlarca kat rezidansların ve apartmanların pramitlerin yükselişinden pekte farkı yoktur. Belki insanlar eskisi gibi çok ölmüyor ama maddi ve manevi anlamda ölmekten beter oluyorlar. İşte cumalar ölümlerin yitimlerin maddi ve manevi anlamdaki tüm sorunların kamunun malını kullananların bu malı nasıl ne şekilde ve nereye kullandıklarının hesabını verdiği yerler olmalıdır. Dolayısıyla Cumalar vahyin ışığında Müslüman olduklarını iddia eden toplumun tüm kesimlerinin bir araya gelerek yaşadıkları ortamlarda içinde bulundukları hal ve hareketleri, maddi ve manevi tüm sorunları masaya yatırarak çözmeye çalıştıkları gün ve yerler olmalıdır. Son söz olarak ey bu ülkeyi yönetenler, ey mal ve makam sahipleri, ey ağalar paşalar beyler patronlar işverenler; aşağıdaki satırları bir okuyun ve bir düşünün. Artık kim neyi nasıl anlarsa anlasın. "Kendileri kürklere büründüler, milletin maddi ve manevi derisini yüzdüler, Kasalarına altın doldurdular, bizim ceplerimize kâğıt tıktılar. Halk sersefil ( Madenci babasına gönderdikleri ayakkabı yine bir kara lastikti) cami avlusunda yatarken ( hoş camiler vakitler dışında kilitli) çiftlikler aldılar, kâşaneler yaptılar ( yeşil saraylar ak saraylar Dolmabahçe köşkleri, pembe köşkler, Çankaya köşkü vs ) Açlıktan ölenlerin lokmasını ağızlarından çalarak haspalara ziyafet çektiler. Susuzluktan bunalanların testisini aşırıp havuzlarını doldurdular, içinde kâğıt yüzdürdüler.

Yazan: Şinasi ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2014-11-24 , Kategori: Makale

Bir Portre

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 1- Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır. 2- Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et. 3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz. (Zümer 1-3)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com