Haftanın Gündemi

Kiminiz mezhep, parti dernek, kiminiz vakıf tarikat, Tevhidi parçaladınız, budur acı hakikat. Vaz geçin bu küfrünüzden, topluca sarılın Allah’a, Yeter artık yıkılsın, İslam’a kurduğunuz barikat. (A.K.U)

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Sosyal Medya

HDP VE PKK’NIN HARAKİRİSİ VE İSLAMCILARIN TAVRI

1360'kez görüntülendi
HDP VE PKK’NIN HARAKİRİSİ VE İSLAMCILARIN TAVRI: Allah’ın indirdiği vahye kör ve sağır kesilen toplumların belli bir zaman sonra nasıl hüsrana uğradıklarını Kur’an defaatle bizlere hatırlatıyor. Osmanlının batılılaşma hareketlerinin ve Fransız ihtilalının ardından özelliklede İngiltere’nin ulus devletler projesi ümmetin toprakları üzerinde egemen olan Osmanlının sonunu getirmişti. Osmanlının son hükümeti olan ittihatçıların bir kısmının zihniyet olarak da tamamının batıcı bir tarzda yeni bir ulus devlet inşa projesi İngiltere’nin ve batının yoğun desteğiyle Ümmet topraklarında hayata geçirildi. Her kavmin ittihatçıları kendi ulus devletçiklerini inşa için kendisi gibi Müslüman olan kavimleri satmaktan geri durmadı. Neticede birinci dünya savaşından sonra yıkılan Osmanlının yerine emperyalistlerin izniyle birçok ulusçuk devleti kuruldu. 1919-1922 yılları arası dönemde İngiltere’nin şımartıp ayarttığı Yunanlılarla girişilen savaş sonrası kurulan Ankara hükümeti yıllar ilerledikçe tüm inisiyatifi ve gücü kullanarak Anadolu’da yeni bir ulus devlet inşasına girişti. Bu projede her alanda tek tipçilik ve tek dincilik, tek kavimcilik yani Türkçülük (Sünni egemen bir din anlayışı. Zira eskinin şeyhülislamlığı yerine Diyanet teşkilatı kurulmuştu) anlayışı vardı ve tamamen farklılıklara toleransı olmayan bir anlayışın egemenliğini pekiştirici icraatlere imza atılıyordu. İşte o gün bu gündür en başta da belirttiğim gibi batılılaşma adına medeniyet adına ( oysaki İslam yani vahyin önerdiği hayat tarzı medeniyetin ta kendisidir)Allah’ın indirdiği vahye kör ve sağır kesilenlerin icrayı zanaat ettikleri uygulamalar, temeli İslam la yoğrulmuş ümmetin bu coğrafyasında yaşayan Türk ve Kürt Müslümanlara ve Müslüman olmayan halklara insanlığın maşeri vicdanının kabul etmeyeceği zulümleri reva gördüler. Kısaca ve genel olarak tarihi sürecini ve mantığını anlatmaya çalıştığım bu hadiselerin ışığında TC’nin laik seküler, güya demokratik ama baskıcı bir anlayışla yönetmeye çalıştığı bu ülkede sadece batıya öykünen değil doğudaki sosyalist ve komünist akımlara kapılan kendi değerlerine yabancılaşan unsurların, oluşumların örgüt, parti dernek ve vakıflarında hayat bulmasına zemin hazırlamıştı. Bu örgütler, gerek silahlı gerek silahsız olarak zihinsel ve pratiksel genel anlamda da İslam la uyuşması mümkün olmayan demokrasi ve laiklik gibi bir takım benzerlikleri var diye sosyalizmi de, komünizmi de doğudaki Müslüman Kürt halkına zorla benimsetmeye çalışmıştır. İster istemez İslam’a sevgi, saygı ve sadakatle bağlı gelenekselliği olsa da samimiyetle sarılmış Mazlum Kürt halkının geneline sirayet edememiştir. Günümüze gelecek olursak son 35 yıldır ülkemizde yaşanan özelde Devlet –PKK çatışmasında binlerce can kaybı yaşanmış Türkiye’yi ikiye üçe katlayacak ölçüde de ekonomik kayıplarda bulunulmuştu. Hükümetin bir devlet politikası olarak son yıllarda çözüm süreci adı altında ortaya koyduğu yaklaşımlar sonucu özelliklede Kürtlerle ilgili ve özgürlüklerle ilgili görecede olsa bir takım iyileştirmeler yapılmış olsa da temeli Allah azze ve cellenin “Ey iman ettiğini iddia edenler hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın” (3/ 103) ayetinin dikkate alınmadan yapılmış olması sağlıklı ve kalıcı bir zeminin oluşmasına engel teşkil etmektedir. Bu minval şerait içerisinde yakın bölgemizde emperyalistlerin bundan 100 yıl öncesinde ümmetin halklarının arasına çizmiş olduğu suni sınırlar içerisine hapsolan aynı ırktan aynı dinden ve aynı dilden olan halkların Esedin ve özelliklede son dönemde IŞİD adı altında çıkan bir örgütün Kürt halkının yoğun yaşadığı yerlere (KOBANİ) saldırmasıyla başlayan savaş ve gerginlik Türkiye’nin o bölgeye yakın ve akraba olan insanları da ister istemez olumsuz yönde etkiledi. Hükümetin Kobani’ye destek olmadığını ve Hüdapar’ın ve çevresinin IŞİD gibi bir yapı olduğunu iftira ederek ve yaygara kopararak kamuoyunu şişirme haberlerle yanıltmaya çalışan ve ortalığı velveleye veren HDP nin ve etrafındaki legal görünümlü şiddet unsurunu pervasızca kullanan örgütlerin kurban bayramında girişmiş oldukları katliamın tüm yönleriyle el alınarak adilane bir şekilde suçluların ve bu vahşete dolaylı dolaysız destek olanların sorgulanması, yargılanması ve cezalandırılması insanlık vicdanının ortak talebi olmalıdır. Özelliklede batıdaki tüm İslami kesimlerin geçmişinden dolayı ( kimin geçmişi ve bu güne kadar ki hayatı tam anlamıyla ak ve pak ise)eleştirdikleri ve soğuk ve uzak durdukları Hüdapar’ın Hizbullah’ın ve etrafındaki bu kesime yakın dernek ve vakıfların ve mensuplarının uğramış olduğu bu vahşiyane saldırılar karşısında el vicdan diyerek hareket edip HDP’nin PKK’nın ve bunlara yakın çevrelerin yapmış olduğu bu ağır tahribatı açıkça kınaması ve tavır alması Müslümanlıklarının ve insan olmalarının temel bir gereğidir diye düşünüyorum. Bir başka hususta tüm İslamcıların, ABD, nin batının ve Türkiye’deki mevcut hükümetin siyasi anlamda Kürtlerin tek temsilcisi olarak HDP’yi ve ya PKK’yı görüyor olmasını asla kabul edilemez bulmalıdır. Daha yakın bir zamanda “DEMOKRATİK İSLAM KONGRESİ” düzenleyenlerin samimiyet testinde sınıfta kaldıklarına şahit olduk çünkü. Bir başka ve en önemli gerçeklerden biride 1985 ten sonra fiili çatışmayı başlatanın yine PKK’nın olduğudur. 1990 yıllardan sonra da bölgenin mütedeyyin Müslüman halkına ve Hizbullah cemaatine saldırıyı başlatanda yine PKK olmuştu. Hizbullah’ı devletin kurduğunu iddia edenlerin bu günlerde devletle ve ABD ile nasıl çalıştıklarını kamuoyunda 30 bin insanın katili olarak görülen Aponun yaşatıldığını ama Hizbullah liderinin, sanki öldürdüğü meydanda yatıyormuş gibi birçok iftiraya uğrayarak canlı yayında şehit edildiğine yakın tarihimiz şahittir. Dolayısıyla PKK veya HDP bir sonuçtur diyenlerin onları doğuran saikların arkasına sığınarak yapmış oldukları bu vahşeti mazur gösteriyor olmalarını artık kimse yemiyor... Kürtlerin bu güne kadar TC hükümetlerine karşı son 35 yılda verdikleri mücadele ile yani batıl bir ideolojiyle batıl bir sistemle yönetilen devletten elde ettikleri sanılan kazanımların hükümet biz istediğimiz için yapıldı dese de aslında yine emperyalistlerin istediği bir doğrultuda şekillendirildiği asla unutulmamalıdır. Son olarak Suriye olaylarının patlak vermesiyle birlikte ülkemizde 1990 lı yıllardan sonra özellikle İslami çevrelerde gelişen İran sempazitanlığı yerini İran’a sövgüye ve hakarete bırakmıştı. Görünürde İran’ın en büyük düşmanı ve rakibi ABD milyarlarca dolar harcasa İran karşıtlığını bu şekilde oluşturamazdı ( İran karşıtlarının mutlaka haklılık payları vardır ama bu karşıtlığın yine mutlaka adalet çerçevesinde olması gerekir) İşte PKK ve HDP de SON İKİ YILDA GÖSTERMİŞ OLDUĞU ÇATIŞMASIZLIKLA biraz olsun Anadolu’da anlaşılır gibi olmuştu. Son olaylarla kendi ayağına sıktı. Yani bir nevi harakiri yaptı. Selahattin Demirtaşın olaylardan sonra yaptığı basın açıklamasındaki aşırı terleme ve stres hali yaptıkları büyük yanlışın farkındalığından kaynaklanıyordu. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Türkiye kamuoyunda ( derecesi tartışılabilir) Selahattin Demirtaş’a ve dolayısıyla da HDP’ ye yönelik oluşan olumlu atmosferin ve sıcaklığın 6, 7 Ekim olaylarıyla yerini eskilerde yaşanan birçok katliamlar hatırlanarak daha büyük bir karşıtlığa dönüştüğü görüldü. Artık PKK da HDP’ de ve İktidarda o bölgede yaşayan Kürtlerin tek temsilcisi olmadıklarını Hizbullah’ında HÜDA-PAR’ında o bölge halkının bir paçası olduğunu ve muhataplardan biri olduğunu anlamaları gerekecek. Eğer bu sağlanabilinirse yani hem hükümet hem PKK hem HDP ve hem de HÜDAPAR ve çevresi o bölgenin tüm sorunlarını medeni bir çerçevede oturup asla saldırmadan kırmadan ortak akıl ve herkesi olduğu gibi sevmeyi taahhüt ederek beraberce yaşayabilme iradesini gösterdikleri gün yani İslamcıların son dönemlerdeki en popüler önerisi olan MEDİNE VESİKASI’NA benzer ortak bir projeyi ortaya koydukları ve uygulamaya döktükleri gün Ülkemiz daha yaşanır bir hale gelecektir. SELAM ve DUA İLE 13.11.2014 PERŞEMBE Şinasi ULUDOĞAN TOKAT

Yazan: Şinasi ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2014-11-14 , Kategori: Makale

Bir Portre

Bir Ayet

“Onlar kendi canları çektiği hâlde, yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler: «Biz sadece Allah rızâsı için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azâbına uğramaktan) korkarız.» (derler). İşte bu yüzden Allah, onları o günün fenâlığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.” (el-İnsân, 8-11)

Hikmetli Bir Söz

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 1- Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır. 2- Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et. 3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz. (Zümer 1-3)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com