Haftanın Gündemi

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Sosyal Medya

KEVSER SURESİ

1787'kez görüntülendi
KEVSER SURESİ: Mekki sureler içerisinde yer alan Kevser Suresi, Adiyat Suresinden sonra nazil olduğu bildirilmiş olup üç ayettir. Adını birinci ayette geçen Kevser kelimesinden almaktadır. Kevser; “her türlü hayrın ve güzelliğin havuzu/ırmağı olan İslam” anlamına gelmektedir. Bu tanımlama aynı zamanda şu anlama da gelmektedir; islam dışı hiçbir sistemde/yaşamda/anlayışta/eylemde hayır ve güzellik yoktur demektir.

Dünyada mal, mülk edinmek için ömür boyu, yedi gün yirmi dört saat savaş yapar gibi dünya için çalışanların şiddetle kınandığı, Adiyat Suresinde dile getirilmişti. Bu surede ise malın, mülkün, çocuklarının ve nüfuzun şımartması sonucu kibirlenen insanların elinde olanlar, bu dünya ile sınırlı yani ebter olduğu ve onların gerçek hayatta (ahiret) aşağıda ki Ayeti Kerimede de görüleceği üzere kaybedecekleri belirtilmektedir.

“O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardır.” (Ali İmran 116)

1- Muhakkak biz sana Kevser’i yani İslam gibi paha biçilmez bir nimet verdik.
2- Öyleyse Rabbin için onu destekle ( salât et) ve bu uğurda başına geleceklere göğüs ger.
3-Muhakkak ki kaybedenler (ebter) bu paha biçilmez İslam nimetine sırt dönenlerdir.

Birçok tefsirde kevserin, cennette bir havuz ve ya nehir/ırmak olduğu iddia edilmektedir. Ancak bu görüş gerçeği yansıtmamaktadır. Zira Kuranı Kerimde mecaz olarak belirtilen Kevser; ister havuz olarak tanımlansın, isterse nehir/ırmak olarak tanımlansın cennette değil, dünyada hem güzelliği ve hem de içerisinde güzellikleri/hayırları barındıran sistemin/yaşam biçiminin, nimetin (Nisa-69) adıdır. Hiç şüphe yok ki İslam; güzelliği ve içerinde hayrı ve güzellikleri barındıran tek sistemin/dinin, dünya nizamının adıdır.

“Ebter” sözcüğü; nesil ve hayırdan kesilmiş kimseler için kullanılan, bir aşağılama sıfatıdır. Mekke müşrikleri peygamberimizin erkek evladının yaşamadığını dillerine dolayarak bunun üzerinden peygamberimizin tevhidi mücadelesine set çekmek için yaptıkları beyhude girişimlerden/karamalardan biri olmuştur.

İşte Mekke toplumunun bu anlayışının Hz. Peygamberin erkek evladının yaşamadığı gibi İslami mücadelesinin de öyle uzun ömürlü olamayacağı yani ebter olacağı propagandasını yayarak, aydınlığın kaynağı olan islamı karatma çabası içerisinde oldular. Her ne kadar peygamberimizin oğlu yaşamadığı için “ebter” görüşünü ileri süren bazı müfessirler olsa da müşriklerin asıl amaçlarının Peygamberimiz ve onun tevhidi mücadelesinin hedef alındığı gerçeğini atlamış olduklarıdır.
Aynı zamanda peygamberimizi ebter sıfatını yakıştırmakla kalmayan müşrikler, onun deli ve sihirbaz olduğu yaygarasını da yapmaktan çekinmemişlerdir. Zira Kalem Suresi 51. Ayeti kerimesinde bu durum apaçık ifade edilmektedir.

O kâfirler Kur'an-ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuşlar "o bir delidir" diyorlar.”
"…Hiç şüphesiz bu besbelli bir sihirbazdır." dediler
. (Yunus-1)

Peygamberimize yapılan bu kirli ve insafsız saldırılara da cevabı yine Rabbimiz vermektedir; “Sen Rabbinin (İslam) nimetiyle mecnun değilsin.” (Kalem 2)

Bu nedenle peygamberimizin erkek evladının yaşamaması asıl hedef olmadığı, müşriklerin asıl hedefinin peygamberimizin İslam’i mücadelesi olduğudur.
Bilindiği üzere her sistem/din, kendine özgü değerler üretir ve bu değerlerin insanlar tarafından kabul görmesi için mücadele ederler. İslam’ın ebedi ve sonu kesik olmayan değerlerine karşılık, küfür cephesinin değer diye ürettikleri ilkeler, insan kaynaklı olması nedeniyle ebterdir, yani sonu kesiktir. Bu nedenle ebter olanlar, İslam’dan uzak olan insanlar ve onların batıl olan mücadeleleridir.

Mekke müşrikleri gibi tarihin her döneminde küfür cephesinin elitleri, kendi batıl dinlerinin yaşaması ve güçlü olması için mutlaka yandaş büyücüler/taraftarlar edinirler. Bu büyücüler/taraftarlar yönetimin gözdesi ve yakınlardan olma adına, kendi dinlerinin/sistemlerinin en mükemmel sistem/din olduğunu, bunun dışındaki tüm dinlerin birer afyon olduğunu ve insanları uyuşturduğu propagandasını/illüzyonunu yaparlar ve yayarlar.

Bunlarla da yetinmeyen ve batılı din edinen bu küfür cephesi, ilahi evrensel mesajı etkisiz ve işlevsiz kılmak için şeytani argümanları kullanarak, vahyin mantığını kavramamış ve aptallaştırılarak cehalete mahkûm edilmiş insanları kandırarak, onları beşeri ilkelerin kuşatması altında tuttuklarından, İslam’ın insanları aydınlatma özelliğini kamufle ederek İslam’ı değerleri karartma çabası içerisinde olurlar. Bu karartma nedeniyle toplum, İslam diye küfrün değerlerine, İslam’a muhalif olmadığı ve bu sisteminin en mükemmel bir sistem (Allah’ın cc isteğini değil de halkın isteğini esas alan demokrasi gibi) olduğunu zannıyla dört elle yapışarak destek vermişler ve ne yazık ki ne büyük bir şirk koştuklarından habersiz halde yaşayıp gitmektedirler.

Öyleyse Rabbin için onu (İslamı) destekle ( salât et) ve bu uğurda başına geleceklere göğüs ger.

İslam’ın Mekke’de ki ilk dönemlerinde kurban kesme gibi bir emir verilmediğinden bu suredeki “venhar” emri ilahisi, kurban kesme emri ilahisi olduğu görüşü vahyin mantığından oldukça uzak bir görüştür. Zira doğumundan çok kısa bir zaman geçmiş ve yeni yeni emeklemeye başlayan İslami mücadelenin, bu dönemde kurban kesmek gibi bir emri olması mümkün değildir. O halde bu ayeti Kerimenin anlamı aşağıda ki gibi anlaşılmalıdır. Çünkü venhar’ın diğer bir anlamı da göğüstür.

Öyleyse Rabbin için onu destekle ( salât et) ve bu uğurda başına geleceklere göğüs ger.

Tepeden tırnağa şirke bulaşmış insanlar için birinci önceliğin namaz kılmak veya kurban kesmek olmadığı, asıl önceliğin takdir edilir ki insanları şirkten/pislikten uzaklaştırılarak aydınlanması/temizlenmesi olmalıdır. Şirk koşarak kılınacak namazın ve kurbanın şirk koşanlara hiçbir faydası olmayacaktır. Bunun en güzel örneğini nebevi hareketin ilk dönemlerinde inzal edilen, Müddesir suresinin, 2-5. Ayeti Kerimelerinde görmekteyiz.

2-5 ) Kalk! artık uyar. Sadece Rabbini birleyerek hareket et ve elbiseni temizle yani pislikten/şirkten sakın.

Anlaşılacağı üzere bu surede peygamberimize ve onun takipçileri olan her çağın Müslümanlarına mutlaka ötekileştirmek için olmadık sıfatlar yükleneceğini ancak Müslümanların bu yıpratıcı propagandaların etkisinde kalarak geri adım atmadan “salatı” (namaz dâhil İslami değerleri) şirkten uzak durarak tevhitten ödün vermeden, dim dik ayakta tutmaları gerektiği emredilmektedir.
Diğer yandan günümüzde siyasi ayakları iptal edilerek işlevsiz kılınan hacda Haccedenlere, Hac mekânında emredilen kurban kesme eylemi, Haccetmeyenlerin de kendi bölgelerinde kurban kesmelerinin (farz olmamakla birlikte) bir sakıncası olmadığı gibi güzel ibadetlerdendir.

Abdulkerim Uludoğan
03 Ekim 2014 Ankara




 


Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2014-10-03 , Kategori: Makale

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 1- Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır. 2- Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et. 3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz. (Zümer 1-3)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com