Haftanın Gündemi

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Editör Köşesi

Sosyal Medya

ADİYAT SURESİ

1962'kez görüntülendi
ÂDİYAT SURESİ (MAL MÜLK EDİNME SAVAŞI) Mekki Sureler içerisinde yer alan Âdiyat Suresi, Asr Suresinden sonra inzal edildiği bildirilmiş olup on bir ayettir. Âdiyat; “mal mülk edinmek için nefes nefese koşmak” anlamına gelmektedir.
Asr suresinde, Müslüman olmanın genel parametreleri olan; iman etmek, salih amel işlemek, hakkın egemenliği için mücadele etmek ve bu değerleri uygularken de sabırlı/dirençli olmanın ilkeleri verilmiş ve insanların kurtuluşa ulaşmasının bu parametrelerin bütünlüğüne bağlı olduğu dile getirilmişti.

Bu surede ise küfrü, kimlik edinmiş insanların aşırı olarak mal, mülk edinmek ve yaşamlarını ahiret inancını önemsemeden sadece dünyaya odaklı olarak ölümüne düzenledikleri ve bunda da süreklilik sağlamak için nasıl canla başla savaş yapar gibi son surat (adiyat) çalıştıklarından dolayı şiddetli bir şekilde kınanmaktadır.

1- 11) Andolsun nefes nefese koşanlara, Sonra hızla çarparak ateş saçanlara. Sonra sabahleyin ansızın akın edenlere, Sonra orada tozu dumana katanlara. Derken bir topluluğun ortasına dalanlara ki şüphesiz insan, Rabbine karşı pek nankördür. Ve kendisi de buna şahittir. Muhakkak ki o katı bir mal sevgisine sahiptir. Fakat bilmez mi ki, kabirlerin içinde bulunanlar çıkarıldığı ve sinelerde bulunanlar ortaya konulduğu zaman, şüphesiz Rableri o gün onların her yaptığının iç yüzünü, hakkıyla haberdar olandır.

Vahyin insanlara iletilmesinin amacı, insanların yeryüzünde kendi kimyasına uygun olan vahyi yaşamı tercih ederek iki cihanda mutlu olmalarını sağlamak içindir. Yaşamı, ahiret inancından uzak, sadece dünyaya endeksli olarak değerlendirenlerin tavırları, kendilerini son derece acı veren bir geleceğin beklediği ve bu zihniyet erozyonunun kendileri için ne büyük bir yıkım olacağı ifade edilmektedir.
Şirkle yoğrulmuş günümüz dünyasının dünün şirke endeksli anlayışından ufak ayrıntılar dışında pek farkı bulunmamaktadır. Dün, nasıl aşırı mal sevgisinin kuşatarak şımarttığı, Kaarunu ortaya çıkartmış ve Kaarunun bu konumuna özenen birçok insan bulunmuşsa, bu günde onlarca Kaarun ve ona benzemek isteyen sayısız insan bulunmaktadır. Dün, nasıl “Kaarunun bu kibirli tavırlarının küfürle eşdeğer olduğuna yönelik vahyi uyarılar” yapılmışsa, (Kasas.-76,77) bu günde böyle Kaarunlara/ yapılara (bugünün diğer kaarunuda bankalardır) karşı vahyi uyarılar yapılmaktadır. Kısaca Karunlaşan insanlar/kurumlar, tarihin her dönemde aynı çarpık kişiliği/eylemi sergilerler.

Şeytanın desteğiyle “fakirlikle korkutulan” insanların mala ve onu biriktirmeye karşı aşırı zaafının, kendisine ikram edilenlerden cimrilik etmesinin bir sonucudur. (Bakara- 268) Zira yoksulun hakkını vermeyerek cimrilik edilmesi durumu, insanın mala olan zaafını/tutkusunu aşırı bir şekilde kamçılayacaktır. Biriktirdikçe biriktirecek ve maymunlar ve domuzlar gibi doymak bilmeyen bir iştaha sahip olacaktır. Ancak “çukura/mezara/cehenneme yuvarlandığı zaman” (Leyl-11) malı kendisine hiçbir fayda sağlamayacağı gibi bu aşırı mal sevgisinin serveti biriktirme paronayası da (tekasür) “kendisini sonsuza dek yaşatmayacak” (Hümeze-3) ve “Allah (cc) yolunda harcanmayıp biriktirilen paralarla diğer tarafta dağlanacaktır.” (Tevbe-35)

Ekonomik değerlerin, topluma adil bir şekilde dağılımının sağlanmaması durumu, Kaarunların ortaya çıkmasına neden olduğundan, ekonomide söz sahibi olanlara, çok büyük bir sorumluluk düşmektedir. Bu sorumluluğun bilincinde olmayan yöneticiler de ülkemizde olduğu gibi temeli faize dayalı vahşi kapitalizmin ortaya koyduğu modeli uygulamakta ve bunun dünyanın bir gerçeği olduğunu tezini savunmaktadır. (C. Başkanı R.T.E) Ancak bunun dünyanın bir gerçeği olması, onun doğru olduğu anlamına gelmez ve gelmemiştir. Hele hele kendini müslüman olarak tanımlayanların böyle bir zihniyeti savunmaları mümkün değildir. Çünkü böyle bir anlayışı savunmak “Allah’a (cc) ve peygambere savaş açmak” anlamına gelmektedir. (Bakara-275-279) Göz göre göre, Allah’a (cc) ve peygambere savaş açanların müslüman olmaları mümkün değildir.
Bilindiği gibi faizi ekonominin temeli sayan kapitalist model; zenginin doyumsuzluğu/tekasürü nedeniyle fakirlerin hakkını gasp ederek daha zengin eden, fakiri de daha fakir eden bir köleleştirme düzeninin adıdır. Bu surenin ana teması da tamı tamamına budur.
Allah’ın (cc) her kulunun rızkını bolca ikram ettiği ekonomik değerleri, yöneticilerin adil dağılımı sağlamadıklarından ötürü, yeryüzünde büyük bir gelir dengesizliğini meydana getirmiş ve milyarlarca insan açlığın ve yoksulluğun pençesinde yaşamaya mahkûm edilmiştir. Ayrıca Karunları üreten vahşi kapitalist sistemin yöneticileri, mevcut sistemden kaynaklanan Kaarunların esiri olmuş adil gelir dağılımını sağlayamamışlardır.

Vahşi kapitalizmin, demokratik sistemde ve tek adam yönetimlerinde (Krallıklarda bunlar gibi olmasa da bunlardan bir farkı bulunmamaktadır. Farklı krallık sistemleri olsa dahi) geliştiği ve yönetime talip olanlar, seçim propagandalarının tamamında, toplumu gelir dağılımı da dâhil, adil bir yönetim sergileyeceği vaadini verilir. Ancak kendilerini seçim süresince destekleyen Kaarunlar, bu vaatlerini halk için değil de kendi lehlerine kullandırırlar. Zira yöneticiler, Kaarunların kuşatmasından kurtulmaları imkânsızdır. Kurtulmayı başarsalar bile medya silahı ellerinde olan Kaarunlar, yöneticilerin küçük hatalarını abartarak veya iftira ederek düzmece yalanlarla onları itibarsızlaştırarak engel olmayı başarırlar. Ancak bu davranış yöneticilerin de işine gelmektedir. Çünkü kendileri de bu durumdan nemalanarak kirlendikleri için pek ses çıkarmazlar/çıkaramazlar.
İşte rızkın tek sahibi Allah, (cc) (Hud-6) insanların ölümüne ve vahyi/ahlaki değerleri önemsemeden çalışıp çabalayarak biriktirdiklerinin kendisi için hayırlı olmadığını, bu nankörlüğün kendilerine çok pahalıya patlayacağını, ölüm onlara ulaşmadan uyarmaktadır ki akıllarını başlarına alsınlar. Ne yazık ki peş peşe peygamberler gönderilerek bu uyarıların yapılması bu tip insanların vahyi uyarılara kulak asmayarak akıllarını başlarına almadıkları ve burunlarının dikine giderek, Kaarun gibi kâfir olarak ölmelerine engel olmamıştır.

İnsanlar, ekonomisi faize dayalı şeytani düzenleri (demokraside dâhil) ayakta tutan ve koşarak sandığa giderek biat edenler bu düzenin yaşamasını sağladıkları için dünyaya ekonomik çarpıklığa neden olanların/Kaarunların suç ortaklarıdır. Bu zulme destek oldukları veya yardım ve yataklık yaptıklarının acı faturasını tevbe etmeden ölmüşlerse cehennem olarak ödeyeceklerinden şüphe yoktur. Zira Allah’ın (cc) buyruklarını ayaklar altına alarak şirk koşan her kâfir, bunun karşılığını cehennem olarak göreceklerdir, namazlı abdestli olsalar dahi. Bilinmelidir ki “İslam, kurallarıyla bölünmez bir bütündür (tevhid) parçalanamaz” (Ahzap-36 Araf-3) ve insanların uydurduğu kurallarla takviye edilemediği gibi eksiltemez de. Zira “Allah kullarına yeterli olduğu” gibi (Zümer-36) “yaratma ve emirde Allah’ındır”. (Araf-56) Ayrıca Müslüman’ım diyen birisi İslam’a muhalif hiçbir kuralı benimseyemez ve ona destek veremez. (Ahzap-36)

Özetle; dünyanın geçici olduğunun ve mezara konulduğunda oraya maddi hiçbir şey götürülemediğinin bilinmesine rağmen, mal, mülk biriktirmek için bu kadar aktif hareket etmek, bu kadar dinamik olmak akıl karı değildir. Zira çoluk çocuğuma, yakınlarıma kalsın diyerek fakirin hakkını gözetmeden aşırı şekilde biriktirilen malların, diğer tarafta kendisini kurtarmak için harcamak istese de bunu asla yapamayacaktır. Çoluk-çocuğu ve yakınları için “beraber yürünen bu yollarda” aşırı şekilde çalışmasını, orada unutacak ve bir çırpıda onları kendini kurtarmak için aşağıdaki Ayeti Kerimede açıklandığı gibi fidye vererek gözünü kırpmadan satmak isteyecektir.
“Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını, eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin.” (Mearic 11-14)
Anlaşılacağı üzere vahyi yaşamın sınırlarını aşan (=tağut) her zalimin sonu mutlak hüsran olacaktır. Benden söylemesi.
Vesselam
Abdülkerim Uludoğan
30.08.2014 Ankara


Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2014-08-30 , Kategori: Makale

Bir Portre

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.(Kırk Hadis)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com