Haftanın Gündemi

Ziyaretçi Defteri

Hayırlı olsun 10-08-2013
Yeni web siteniz hayırlı olsun. İyi çalışmalar
Tüm Notlar <-

Üye Girişi

  • Makale gönder
  • E-posta :
  • Şifre :
  •  

Arama

Editör Köşesi

Sosyal Medya

TEKVİR SURESİ

2003'kez görüntülendi

 TEKVİR SURESİ: Tebbet (Mesed) suresinden  sonra Mekke'de inzal olunan Tekvir Suresi; vahiy zincirine temizlikten uzak kirlenmişlerin müdahalesinin imkansız olduğu, çünkü ilahi makam tarafından koruma altında alındığı  (Vakıa 78-79 Hicr 9) bildirilirken,  imani mücadeleyi  tevhidi bir teslimiyetle teslim olan Müslümanlara da hiç bir zalimin yaptığı zulmün yanına kar kalmayıp sorgulanacağı için sabırlı ve dirençli olmaları istenmektedir.

"Yoksa, kötülük işleyenler, hayatlarında ve ölümlerinde kendilerini, iman edip iyi ameller işleyen kimselerle bir tutacağımızı mı zannettiler? Ne kötü hüküm veriyorlar!" (Casiye-21)  

Müslümanlar neden, sabırla ve dirençle imani mücadeleye devam etmeleri gerekir sorusuna vereceğimiz cevapta, herhalde şu şekilde olmalıdır; Allah'ın (cc) dini olan İslam  uğruna mücadele eden tevhidi Müslümanların, içinde yaşadığımız şu dünya gezegeni ve yıldızlarında içinde bulunduğu güneş sisteminin, O, İman ettiğimiz Allah (cc) tarafından paramparça edileceği, hesap gününe inanmayan veya önemsemeyen, gücü ve kuvveti ilahlaştırarak, müslümanlara/mazlumlara zulmeden kafirlerin,  bu gücü ve kuvveti yok edileceği ve müslümanlara /mazlumlara yapılan zulmün mutlaka sorulacağı ve sonuçta kafirlerin ağır bir cezayla, cezalandırılacağı uyarısı yapılmaktadır. (Hakka 25-37)

Allah, (cc) insana düşman olacağını belirttiği şeytanın, (Yasin 60, Zuhruf 62, Fatır 6) vesvese sponsorluğu yaparak aldattığı dünün, bugünün ve yarının Ebu Lehebleri, Firavunları ve Nemrutları ve onların uyduları gibi dünyaya tapınan ve kendisine verilen malı ve gücü kullanarak yaptıkları zulüm nedeniyle hesap görmeyeceği  zannına kapılan bu tür kafirlerin, gerçekleşme zamanı yalnız Allah (cc) tarafından bilinen (Naziat-44) kıyametin, o dehşetli anında, vahşi hayvanların bile avlanma isteğinin olmayacağı, zulümle elde ettikleri ihtişamlı saltanatı, can korkusundan akıllarının ucuna  dahi getiremeyecekleri ve hesap gününde kaybedenlerden olacağı, Müslümanların ise kazanımıyla sonuçlanacağı ifade edilmektedir.

 

1- Güneş dürüldüğünde, 2- Yıldızlar saçıldığında, 3- Dağlar yürütüldüğünde, 4- Kıyılmaz mallar bırakıldığında, 5- Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında, 6- Denizler ateşlendiğinde

Tekvir suresinin de içinde bulunduğu Mekki surelerin geneline yakın bölümünde, gerçekleşme zamanı belirtilmeden kıyamet sahneleri sürekli olarak hatırlatılmaktadır. Bunun en önemli sebeplerinden birisi de yalnız dünyaya endeksli bir yaşama odaklanan inananları, (Casiye-24) bu inançlarının doğru olmadığını hatırlatarak, bu yanlış inançlarını terk etmeleri istenmektedir. Çünkü mükemmelce dizayn edilen (Mülk 3-4) dünya gezegeninde içinde bulunduğu şu gözümüzün de gördüğü güneş sisteminin yok edileceği ve dünyada yaşayan insanların hesap gününde yaptıkları eylemler veya Allah'a (cc) kulluk için yaratılmalarına (Zariyat-56) rağmen başkalarına yapılan kulluk nedeniyle, hesaba çekileceği vurgusu yapılmaktadır ki insanlar aklını başına alarak, Allah'ın (cc) belirlediği ilahi reçeteye dönerek, peygamberi dozda (sünnet) kulluk yaparak teslim olsunlar.   

Yeri gelmişken şu tespiti ifade etmek gerekir ki hiç bir vahyi temeli olmayan kıyamet alametleri adı altında bir çok hurafe, topluma insafsızca pompalanmaktadır. Bunların hiç birinin kurani karşılığı yoktur. Kıyamete yakın zamanda şu şu olaylar olacak, şu şu günahlar işlenecek ve ya İsa (as)  gelip dünyayı düzelttikten sonra kıyamet kopacak şeklinde  iddiaya sahip olanlar, bu çirkin  iddialarına peygamberleri de  alet ederek, Allah'a, (cc) ve peygamberlere apaçık iftira etmektedirler. Bu kişilerin amacı; dini halka anlatmak olmadığı bilakis dini argümanları kullanarak dünyalık elde etmektir

Allah, (cc) düşünüp öğüt alınması için gerekli görülen her türlü misalin anlatıldığı ve  peygamberimize vahyedilen vahyin tamamı, Kuranı Kerimde mevcuttur. (Zümer-27) "Kurani Kerim dışında da Allah, (cc) peygamberimize vahyetmiştir (vahyi gayri metluv ve kutsi hadis) şeklindeki görüşlerin hiç bir tutarlılığı yoktur."  Böyle bir anlayış, büyük bir fitneye kapı aralamaktır ve bu fitneyi çıkaran zalimleri/kirleticileri, yine vahyin kendisi deşifre etmektedir.

"Onlardan öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini  eğip bükerler. Halbuki o, kitaptan değildir. "Bu, Allah katındandır." derler; oysa o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı, yalan söylerler." (Ali İmran-78)

 Ayrıca  peygamberimize dahi, kıyamet öncesi şunlar şunlar olacak  ve kıyamet şu günde kopacak diye hiç bir bilgi verilmemiştir. (Araf-187)  

7- Nefisler eşleştirildiğinde (bedenlere can verildiğinde) 8- Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda, 9- "Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye. 10- Amel defterleri açıldığında, 11- Gök sıyrılıp açıldığında,12- Cehennem kızıştırıldığında, 13- Ve cennet yaklaştırıldığında, 14- Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.

Bu bölümde, insanların ve dünya gezegenin içinde bulunduğu evrenin paramparça edilerek yok edildikten sonra tekrar var edileceği, insanlara can verildikten sonra sorguya suale çekileceği ve hiç bir günahı olmadan diri diri toprağa gömülen kızların hesabının sorulmasının ardından, insanların kendine layık olanın veya hak ettiği cennet ve cehennemin  verileceği anlatılmaktadır. (Vakıa7-10) Diğer yandan, hesap gününe/ahirete iman etmeyen veya önemsemeyen  kafir/münafık/müşrik/fasıklar kendi küfürlerini orada büyük bir pişmanlıkla itiraf edeceklerdir. (Müddesir 42-47, Mülk 9-11)

15- Şimdi yemin ederim o sinenlere  16- O akıp gidenlere, 17- Yöneldiği an geceye,18- Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki, 19- Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin getirdiği sözdür. 20- O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır. 21- Orada ona itaat edilir, güvenilir.

"Bulutlu havadan nem kapan", "esen rüzgarlardan hile sezen" türünde  kişiliğe sahip olanların, genel karakteristik özelliğidir, her şeyden şüphelenmek ve her şeyden  kuşku duymak. İlginçtir ki Hz. Muhammed'e (sav) emin sıfatını veren bu tür insanlar, onun yalan söylemediğini, kimseyi kandırmadığını, kimseye kötülüğünün dokunmadığı, aksine çok iyi bir insan olduğunu, fakirleri kolladığını  ve bunu dünyalık elde etmek için yapmadığını  bildikleri halde yine de onun peygamberliğine  inanmamışlar ve ona vahyedilen ayetlerden kuşku duymuşlardır. Hiç bir dini alt yapısı (ümmi Araf-157) bulunmamasına ve bu konularda daha evvel her hangi bir söylem içerisinde olmamasına rağmen ona, "cinlenmiş", (Kalem-2) "onu kendisi uydurdu" (Hud-35) şeklinde, olmadık iftiralar atarak itibarsızlaştırma çabası içerisinde olmuşlardır.

Dikkat edilecek olursa, Rabbimiz, peygamberimize Cebrail (as) vasıtasıyla iletilen vahye, her hangi bir müdahalenin mümkün olmadığına dair yemin ediyor. Bu ve buna benzer  yeminle bildirilen konuların üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken çok ciddi konular olduğu unutulmamalıdır. Ancak kirlenmiş zihniyetlerin buna rağmen yine  de küfründe inat ettikleri ve bu ayetlere iman etmeyerek kuşku duydukları görülmektedir.

Peygamberimize vahiy getiren melek (Cebrail.as) ile ilgili Rabbimiz ona tahsis ettiği özelliklerden bahsederek onun güçlü, güvenir ve itibarlı vasıfları nedeniyle, vahiy zincirinin bu halkasına da her hangi bir müdahalenin imkansızlığını ve ona temiz olmayanların (şeytanların) dokunamayacağını (Vakıa-78-79) anlatmaktadır ki bu noktada da vahyin temizliğinden her hangi bir kuşkuya düşülmesin.  

"Korunmuş bir kitaptadır. Ona temiz olandan başkası el süremez." (Vakıa 78-79)

Burada, temiz olmayanlardan kasıt, dünyadaki insanların olmadığı anlaşılmalıdır. Zira tüm insanlara rahmet olan bir kitap, isterlerse kafirlere de rahmet olacağından, kafirleri de kapsamadığı düşünülemez. Peygamberimiz dahi, "iman nedir  kuran nedir  bilmezken" (Şura-52) Ona abdest almadan vahyedilen Kuranı, daha sonra da abdestli olarak okuması istenmemiştir. Abdest almak, sadece namaza başlamadan önce ve guslü gerektiren haller  için emredilmiştir. (Maide-6)

Kurana dokunup okumak için sadece; "kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım" (Nahl 98) denmesi yeterli görülmüştür. Ayrıca bu ifade de yalnızca Müslümanları bağladığından, kafirler içinde geçerli değildir. Çünkü kurana dokunup okumadan ve onu  anlamadan, kafir bir insan nasıl iman edecek ve iman etmeyen ve şeytanın dostu olan birisi, nasıl kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a (cc) sığınacak ki? Bir de  vahyin korunmuş olması ve "temiz olandan başkası el süremez" ifadesi eğer insanlar için olsaydı, koruma altına alınarak dokunulmaz kılınan bir kitaba,  bir çok kirli insanlar dokunduğu halde (abdestli/abdestsiz tağutlar) her hangi bir şey olmamaktadır. Haşa böyle bir anlayış Allah'ı aciz görmek olur. Bu nedenle temiz olanlardan kasıt, insanlar dışındaki kirli yaratıklar olarak (şeytanlar)  anlaşılmalıdır.

 

22- Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.23- Andolsun onu, (Cebrail'i) açık ufukta gördü. 24- O, gayb hakkında cimri de değildir. 25- O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.

Yukarıda da açıklamaya çalıştığımız gibi Hz Muhammed'e  (sav) Allah (cc) tarafından elçilik görevi verilmesini ve ona vahyedilen ayetleri Allah (cc) değil de  cinlerin etkilemesi sonucu ortaya çıktığı şeklinde iftiralar dile getirilmektedir. Cebrail (as) güçlü ve emin olduğu ve Cebrail'i (as) peygamberimizin iki yay uzunluğu kadar (Necm 9) kendisine yaklaşarak aynel yakın gördüğünü kalbinin de yalanlamadığı (Necm 11) ve bu nedenle kınanamayacağı gibi peygamber kendisine vahyedilen ayetleri anlatmaya mecbur olduğu (Maide 67) ve bu  konuda cimrilikte edemeyeceği ifade edilmektedir. Ayrıca vahyin, şeytanın sözü olmadığı gibi şeytanın, peygamberimize vereceği vesveseyi ayet diye kabul ettiremeyeceği anlamına gelmektedir. (Nahl-99) Bu konuda da peygamberimiz koruma altına alınmıştır.

26- Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz? 27- O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir, 28- İçinizden doğru gitmek isteyenler için. 29-Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.

Rabbimiz insanlardan, nasıl bir hareket içinde olduklarını, bu hareketin/yaşamın/yolun, doğru mu, yanlış mı olduğunun sorgulanmasını istemektedir. Eğer siz insanlar, doğru bir yol üzeri harekete yönelmek istiyorsanız, bunun kuralı; vahyi mesaja teslimiyetten geçmekle mümkün olduğu vurgulanmakla birlikte, doğru yola kimler layıksa, buna layık olanların kararını insanların veremeyeceği  bu kararı ancak Rabbimiz kendisinin vereceği belirtilmektedir.

Özetle, bu surede ifade edilen konulara duyarlı davranmayan ve  kendini vahye istenildiği gibi teslim etmeyen şüpheci ve kirlenmiş güruha Rabbimizin sonsuz merhametinin gereği bir ihtar niteliği taşımaktadır. Bu ihtar, Rabbimizin değişmez yasasıdır ve şüphesiz gerçekleşecektir. (Sünnetullah) Zira Allah'ın (cc) yasasında (Sünnetullah) bir değişme/sapma olmayacak ve bildirilen olaylar Rabbimizin dediği şekliyle aynen gerçekleşecektir. (Fatır 43)

Selam ve dua ile.

Abdulkerim Uludoğan

24.12.2013 Ankara

 

 

 



Yazan: A.Kerim ULUDOĞAN Ekleme Tarihi: 2013-12-25 , Kategori: Makale

Bir Portre

Bir Ayet

Kitaptan sana vahyolunanı oku, salatı da eda et Çünkü salat(islami değerler) insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. Ankebût Sûresi 45

Hikmetli Bir Söz

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.(Kırk Hadis)

Ne Okuyalım

f
Tüm hakları saklıdır © 2013
kerimuludogan@hotmail.com